29 Mart 2010 Pazartesi

Haftasonu özeti

Biz bu haftasonu;
* gezdik, gezdik, gezdik
* yine ve gene kocaya alışveriş ettik
* misafirliğe gittik
* yetmezmiş gibi bi de yatıya kaldık
* keyifli bir kahvaltı yaptık
* üstüne türk kahvelerimizi hüplettik
* sinemaya gittik
* filmi hiiç beğenmedik
* çıkışta yağmura yakalanıp bi güzel ıslandık
* eve gelip hızlıca iki çeşit yemek yaptım
* yine hızlıca evi derleyip topladım
* tavuklar gibi saat 10:30 (9:30) yatıp uyuduk

bu kadar.

26 Mart 2010 Cuma

Geç kalma

Bu sabah işe geç kaldım. Daha doğrusu uyuyakalmışım. İş hayatım süresince bu bir ilk. Normalde sabahları kurulu iki alarmım ve bi de yoldan beni arayan eşim var. Ama bu sabah nasıl olduysa ilk alarmı duymuş kapatmış, diğerini ise hiç duymamışım ve evet eşim de beni aramayı unutmuş bu sabah. Tüm bu bileşenlerin sonucunda ben uyuyakalıp işe geç kaldım.
Madem geç kalmışım güzel havanın da etkisiyle taksiyle değil de yürüyerek gideyim dedim ve sabahın temiz havasını içime çeke çeke yürüyüp işe geldim. Aslında bir anlamda iyi de oldu çünkü hiç değilse haftanın birkaç günü sabahları daha erken kalkıp yürümeye karar verdim!

10 Mart 2010 Çarşamba

Mart havaları

Havadan sudan haberlerle bloga giriş yapayım dedim. Mart ayı için kazma kürek yaktırır demelerinin bir nedeni varmış. İşten çıkıp yürüdüğüm o kısa mesafe bile ellerimin buz tutmasına yetiyor. Pazar günü evde yayılma planları yaparken eşimin gazı ve ısrarıyla dışarı çıktık. Dışarıda hava güneşli görünüyor tabii, bende buna kanarak ince giydim her zaman mutlaka boynuma doladığım şalımı almadım vee dondum haliyle. Kocitoyla Via.port'a gittik, ama nasıl evden dışarı çıkasım yoktuysa bişey alasım da yoktu. Sadece indirimlerin gazıyla bir eşarp ve Mudo'dan da bir gömlek (17.90 tl, gayette şahane) aldım. Ama kocito niyeti fena bozmuş, adamda bu aralar bir imaj yenileme hevesi var, 2 ceket, 2 gömlek ve bir pantolon alarak ocağımıza incir ağacı dikme faaliyetine girişti. Hayır ben alırken iyi de adam alırken nasıl gözüme battı anlatılamaz :p
Geçtiğimiz haftalarda birkaç defa doktor ziyaretlerim oldu, Tahlil muayene falan derken hep halsizliğimin sebebi olara kansızım diye düşünürken kan değerlerim de normal çıktı. Şaşırmadım desem yalan olur çünkü ben hala ve hala kronik bir halsizim yaa. Neyse ki ciddi birşey çıkmadı sonuçlarda.
Böyleyken böyle, canım kurabiye yapmak istiyor, yemekten ziyade yapmak ve pişerken eve yayılan o kokuyu duymak istiyorum ama ben çook halsizim..

27 Şubat 2010 Cumartesi

Haftasonu falan filan..

Ennnn sevdiğim gün Cumartesi günü. Çünkü benim haftasonum bugün başlıyor. Son 1.5 aydır baya yoğun olduğumdan bu haftasonunu sadece kendime ayriciim (hayal kurma kızım, yarın kuzenin nişanı var!). Oy oyy oyyy. Ama yaaaaaa :(
Şimdi aklıma geldi hem ben ne giycem yaa, giyecek bişeyim yok. (koca okusa burayı valla çarpılacaksın der). Evet evet yok iyisi mi ben bugün biraz dışarı çıkayım bakınayım alışveriş neyin yapayım. Hem çok geçerli bir mazeretim var; yarına giyecek birşeyim yok çünkü.. Ehi..

25 Şubat 2010 Perşembe

Mevlid Kandili

Mevlid Kandilimiz mübarek olsun.
Bu akşam mevlid kandili. Yani Peygamber Efendimiz'in (SAV) doğum yıldönümü bu gece. Hepimizin kandili mübarek olsun. Akşam annemlere gitmeyi düşünüyorum elimde kandil simidi ile..

16 Şubat 2010 Salı

Hızlı geçen bir hafta

Kış ortasındayız ama evlenen evlenene.. Tam dört haftadır üstüste her haftasonu bir nikaha gittik. İşin komik tarafı bu evlenen herkes birbirinin ortak tanıdıkları ve dolayısıyla nikaha gelen herkes de tanıdık ve hemen hemen aynı davetliler. Her hafta aynı kişilerle farklı mekanlarda karşılaşmak komik oldu..

Neyseki evlenme faslı bitti ama bu ve önümüzdeki iki haftasonu daha rezervli.. Bu sefer nikah değil nişan törenleri var sırada. Evde oturmayı özledim :P

Kayınvalidemler hala bizde. Bir ara misafir sayısında artışlar oldu ama bu haftasonu itibariyle (başka birşeyler çıkmazsa) eski sayımıza döneceğiz galiba.

Pazar gezmeyi özledim, hem de ne fena özledim. Tezgahlar arasında avare avare dolaşmaları, düşeş ve kalite birşeyler bulup sevinmeyi, aslında lazım olmayıp ama ya birgün kullanırsam deyip acayip şeyler almayı özledim. (Bi salı bu planımı uygulamaya koyayım hasta olup işe gitmediğim bir salı günü :p)

Bloglar dünyasında hediyeleşme popüler bu aralar. Bende takip ettiğim Çatı katı İlkay'ın eşarp çekilişine katıldım, çünküm eşarbı çok beğendim. Fellik fellik dolaşıp siyahlı beyazlı bir eşarp aramıştım geçen günlerde gideceğim bir nikahta takmak için, bulamayınca istediğim gibi birşey içime sinmeyen birşey almak zorunda kalmış idim. Çekilişte çıkmasa bile o eşarba talibim (bedeli mucibince tabiki :) Neyse önce bi açıklansın da hele :)

Az önce bir dilim pastayı hüplettim, vicdanım sızlıyor ama napiim pasta güzeldi.

Akşam gelen misafirin çocuğu yüzünden çocuklara karşı olan sevgim sıfıra iniyordu nerdeyse. Evde karıştırmadığı şey, yer, çekmece kalmadı, şımarıklık had safhada. Sağolsun ebeveynleri de dünyanın sekizinci harikasına sahip olduklarını düşündüklerinden sanırsam gülümseyen suratlarla izlediler çocuklarını, haa arada bir yapmaa kızııım da dediler günahlarını almayayım. Allahım kınamak istemiyorum da kimseyi ama napiim bi ara kulaklarımdan duman çıkıyordu nerdeyse.

Böyleyken böyle işte..

1 Şubat 2010 Pazartesi

Bir baktım da nerdeyse 10 gündür yazmıyormuşum. Biraz tembellik biraz yoğunluk gelip de şuraya iki satır bir şey yazamamışım. Neler yaptım bu süre zarfında yazayım bi. Gündemimizin büyük kısmını kaynımın evlilik süreci aldı. Yani Ekim'de nişanlanan kaynım arayı fazla uzatmadan evlendi. Bundan mütevellit kayınvalide ve kayınpederim şehir dışından geldiler ve bizde konaklamaktalar. Yeni taşındığımız evde hep bir kalabalıkla haşır neşiriz. Hani oturup da şööle bi ayaklarımı uzatıp keyif yapmışlığım yoktur. (Şikayetçimiyim, eh birazcık ama azcık :) Eski rahatlığımı özlüyorum, keyfime göre takıldığım anları. itiraf ediyorum ben aslında yanlızlığı severim, kalabalık da olsun ama hayatımı sınırlıyorsa yada kendime göre hareket edemiyorsam bu beni rahatsız eder.. Neyse içimi de azıcık döktükten sonra tekrar konuya döneyim. Bu haftasonu da yeni evlileri yemeğe aldım cumartesi günü işten çıkıp koşarak eve gittim hatta öncesinde kısa bir market turu.. Evi F. süpürmüştü bende tozları aldım, banyo ve tuvaleti tekrar ovaladım ve kendimi mutfağa attım. Menüyü de yazayım bari. Fırın poşetinde tavuk (çok lezzetli oluyor böyle), pilav, tarhana çorbası, etli biber dolması, domates solu karışık kızartma, kuskus salatası, mevsim salata, halleyli tatlı. Bunların bir kısmını bir önceki akşamdan yapmıştım tabi..
Pazar sabahı ise biz yeni evlilere kahvaltıya davetliydik. Kahvaltıdan sonra ise F.'in yakın bir arkadaşının nikahı vardı, cümbür cemaat oraya geçtik. Sonrasında da biraz Praktiker turu ile günü tamamlayıp evimize döndük.
Bugün ise uzun süredir şirketimizde çalışan ve bir süredir hastanede tedavi görmekte olan bir abimizi kaybettiğimizi öğrendim. Allah gani gani rahmet eylesin, nur içinde yatsın inşallah. Ölüm tüm soğukluğuyla gerçekliğini hatırlatıyor arada sırada..