Bir Cumartesi gününden daha merhaba bloğum. Hava tam Mart ayına yaraşır soğuklukta. yağmur, sert soğuk evden tedbirsiz çıkanları dondurabilir o derece. Misal ben, sabah servisi beklerken bizatihi dondum ki üzerimde kalın kaşe kabanım, boynumda şalım ve şemsiyem varken. Neden eldiven almadım diye de hayıflandım.
Bu ara sağlık sıkıntıları yaşadık, yaşıyoruz ailecek. Geçen hafta ben küçük bir operasyon geçirdim. Dün babamda kafamızda soru işaretleri oluşturan bir durum tespit edildi, kayınvalidemin dizinde müzmin problemler.. Allah bugünümüzü aratmasın ama zor bu işler. Geçer gider biter inşallah tez zamanda. En büyük varlık sağlık..
Akşama ablacığımda bir arkadaş toplantısı, yarın sabah da eş tarafından sülalecek bir kahvaltı programı var. Hava da soğuk ama bakalım.. Tebdili mekanda ferahlık vardır. Aslında sadece ne yapmak istiyorum biliyor musunuz, bir battaniye altına girip elime sevdiğim bir kitabımı alıp saatlerce hiçbir şey düşünmeden okumak istiyorum.. Bu bile lüks kategorisinde benim için şu an.
Yazacaklarım çok da, eğitim başlıyor birazdan ben gideyim şimdilik.
Au revoir..
21 Mart 2015 Cumartesi
26 Şubat 2015 Perşembe
Hijyenik blogger
Kendimi ev işlerine vurdum bu aralar sevgili bloğum. Meğer benim de domestik bir yanım varmış. Önceki haftasonu camları sildim, hava bozuktu yağmur yağacağı belliydi ama yine de sildim. İki akşam önce de durup dururken koltuk kılıfları gözüme kirli göründü hop hepsini söküp makinaya attım. Dün kuruyunca akşam gidip taktım ama bu sefer de halılar gözüme kirli göründü, hadi bu sefer de onları sildim. Halılardan önce de banyo ve wcyi tabiri caizse hijyene boğdum. Çok mu titizim hayır değilim hatta çoğu zaman bu işleri yapmak yerine dinlenmeyi yada Zeyno'yla vakit geçirmeyi tercih ederim. Amma velakin bu ara akşamlarımı bu işlerle geçirmeyi tercih eder oldum. Hem vakit geçiyor hem terapi gibi geliyor. Hele halı silmek deşarj olmaya birebir. Kesin bilgi.
23 Şubat 2015 Pazartesi
Süper Pazartesi!
Akşam korkunç bir başağrısıyla yattım uyuyunca geçer ümidiyle, sabah uyandım ki yerli yerinde duruyor sağolsun. Ben dişlerimi fırçalayıp salona girdiğimde baktım Zeynep hanım da uyanmış bebeklik battaniyesini de eline almış koltuğun üstünde oturuyor. Zeynep'in ben giderken uyanık olması tehlikeli bir durumdur zira işe gitmeee ile başlayıp binbir nazla devam eder. O topa girmeden dikkatini dağıtmak lazım. Vakit az ve hazırlanmam lazım aldım kucağıma odaya taşıdım yatağın üstüne oturtup gardrobu önüne serdim hadi beraber bana kıyafet seçelim dedim seçtik giydim o arada odamı topladım. Bu sırada babaannemiz de kalktı ki topallayarak yürüyor, dizindeki sıkıntı nüksetmiş. Değil Zeynebi okula götürmek odadan odaya dahi gidemiyor. Kızı hazırlaması da mümkün değil. Hızlıca Zeynebi de giydirdim ve kendimi evden dışarı attım. Haliyle 1-2 dk geciktim. Sokağın başındayken, beklemeyip giden servisimi de gördüm. Ohh mis. Önce yürüyeyim işe dedim. Sonra baktım yağmur başlıyor bende şemsiyemi bile almamışım taksiyle gideyim dedim. Cüzdanıma baktım az param kalmış önce para çekeyim velhasıl merkeze kadar yürüyüp önce para çektim sonra taksi beklemeye başladım, yağmur yağdığı için durakta bir tane taksi yok, gelenler de dolu. En sonunda bir tane boş bulup atladım işe geldim. Başağrısı mı, hala devam ama bir ağrı kesici aldım geçer umarım.. Öyle işte haftaya süper başladım, buna da şükür..
12 Şubat 2015 Perşembe
içdöküş
Kaçtır yazma niyetiyle geliyorum sayfaya ama yazmadan
kapatıp gidiyorum. Bu günlerde üzerimde anlamsız bir ağırlık, isteksizlik
mevcut. Halbuki çok değil bi beş günlük tatilden geleli ama insanlar mı desem
koşullar mı desem insanın üzerinden bütün enerjisini çekip alıyor. İş desen hep
yoğun çok yoğun, ev desen yaklaşık bir aydır dinlenme yeri niteliğini kaybetmiş
durumda. Eşimin anne baba ve kardeşi yaklaşık bir aydır bizimle kalıyor,
haliyle evde büyükler varken insan yayılıp yatamıyor. Hafta sonlarımız bize ait
değil...
Bu enerjisizlik beni ayrıca tahammülsüz yapıyor, kolay
parlayan biri olup çıktım. Normalde takılmayacağım şeylere takılır oldum. En kötüsü
de kızıma patlamam. Babaanne-dede-amca sarmalında iyice şımaran kızıma gereken
sabrı gösteremedim. Dün gece diş fırçalama sırasında nazlanan Zeynebe bir
patlamışım ki çocuğun ödü koptu. Saat olmuş bilmem kaç, benim gözümden uyku
akıyor, Zeynep gündüz uyuduğu için uykusu yok tabi, evdeki diğer efrad da hep
ayakta olunca yatma ritüelimiz sekteye uğradı, bir naz niyaz, benim sabır
geçici olarak devre dışı kaldı. Ağladı da ağladı. En son sakinleşince “anne
benden hala özür dilemedin ama” dedi. Kıyamadım. Sarıldık aynı anda özürlerimizi
diledik ve yattık. Çalışan annenin psikolojik yükü daha ağır oluyor. Evladıma
karşı içten içe suçluluk duyuyorum onu bırakıp işe geldiğim için.. off öyle
işte. bu aralar bu hallerdeyim..
****
Kızım bize karne töreniyle bir ilk yaşattı geçtiğimiz haftalarda.
İşten izin alıp gittim, anneanne ve babaanne katılımıyla en kalabalık veli
grubu bizdik sanırım. İlk karnesini aldı kuzucum. Detaylı bir de değerlendirme
yazısı yazmış öğretmeni okuduğumda beni mutlu eden. Karne töreni parti
havasındaydı, çocuklar çok eğlendi.
Canım.
Başka başka.. Anlatacak şeyler var da benim yazasım yok..
17 Ocak 2015 Cumartesi
Haftasonu gelmiş hoşgelmiş.
Sevgili bloğum seni yine ihmal ettim. Günler öyle hızlı
geçiyor ki, bir bakmışız yeni bir haftaya başlamışız bir bakmışız o hafta
bitmiş bile.
Geçen süre zarfın ne yaptık hatırlamaya çalışıyorum. İş her
zamanki gibi çok yoğun, günlerimiz dolu dolu geçiyor. Ama arada öğlen arası kaçamaklar
da yapmıyor değiliz yakınımızda bir avm var, yakın dediysem arabayla 5-6 dk. Bazı
öğlen araları oraya kaçıyoruz iki nefesleniyoruz. Geçenlerde de eşimin şehir
dışında olduğu bir haftasonu akşamı kızlar partisi yaptık evde. Ablalarım,
yeğenim, gelinimiz ve sevdiğim bir arkadaşımı ve kızını çağırdım, ama gelinimiz
kalmadı nedense J –
o kadar görümceyle birarada olmayı bünye kaldırmamış olabilir- Allah’tan şaka
kaldıran birisi de böyle takılırız birbirimize. Aramızda erkek sinek bile
yoktu, ablam küçük erkek yeğenlerimi anneme bırakınca tam kızkıza kalmış olduk.
Ertesi gün de uzun ve keyifli bir kahvaltı sonrası herkesi evine yolculadım. Hepimize
iyi gelince bunu arada tekrarlamaya karar verdik.
Bugün de kayınvalide ve kayınpederimi bekliyoruz. Evi akşamdan
süpürdüm, sabah evden çıkmadan da son bir toz aldım ben ve evim kayınvalideyi
karşılamaya hazırız J
Ben işten eve gidene kadar da gelmiş olurlar zaten.
Haftaya küçük bir tatil kaçamağı planlıyoruz, Allah bir mani
vermezse birkaç gün şehir dışına çıkıp tebdili mekan yapacağız.
Ee Zeynep’ten bahsetmeden olmaz. Şu sıralar gelinlik giyme
hevesinde. Ben de ailedeki tek bekar kişi amcası olduğu için onun muhtemel düğününde
giyebileceğini söyledim (ki düğünlerde çocuklara neden gelinlik giydirirler hiç
anlamam) -kendi içinde çelişen anne-. O da
saçımı şöyle yaparım başıma taç takarım diye kendince planlar yapıyor, hatta “anne
çok şık olurum dimi” bile dedi. Bazen
seçtiği kelimeler beni şaşırtıyor. Misal minder kılıfındaki bir desene “anne
bunlar bale figürlerine benziyor”
demesi. Çocuklar herşeyi kayıt ediyor bir gerçek. Neyse, gelinlik işini
planlayınca “ peki anne damat kim olacak” dedi. Kim olsun annecim dedim. En
sevdiği kuzeni-“Eren abim olabilir” dedi, sonra da “tabi ona davetiye verirsem”
diye de eklemeyi ihmal etmedi.
Unutulmaması için yazmak istediğim o kadar çok
konuşmalarımız, küçük anılarımız oluyor ki o anda bir yere not etmezsem hop
benim aklımdan uçup gidiveriyor. Balık hafızalı anne.
Daldan dala bir yazı oldu. Mutlu haftasonları.
1 Ocak 2015 Perşembe
01 Ocak 2015
2015’in ilk gününden merhaba! An itibariyle ülke nüfusunun
büyük bir kısmı uyuyorken benim işte olmam ne güzel bir şans değil mi! Sabah
yollarda bırakın canlı insanları hareket eden araç bilem yoktu yahu J Olsun, biz her koşulda
işimizin başındayız.
Sabah Zeynep ben çıkmaya hazırlanırken uyandı, anne üstümü
değiştir benim uykum bitti deyince babanın uyku hayalleri de yalan oldu. Güldüm
bu haline sabah sabah. Akşam biz 11 olmadan uyuduk, yeni yıla uyuyarak girdik. Bir
ara havai fişek miydi neydi sesler duydum ama gözümü açmadım. Millette bir
coşku bir heyecan, ne yalan söyleyeyim bana anlamsız geliyor. Değişen sadece
rakamlar, farklı olan bir şey yok.
Sabah yaptığım ilk işlerden biri masamdaki takvimleri
değiştirmek oldu. Zaman ne çabuk geçiyor, bir klişe olmaktan çıktı bu laf
artık. Gerçekten de çok çabuk geçiyor. Doğum günüm de geliyor..Beyim düşünsün :)
Bu post daha sıkıcı olmadan ben gideyim. Yeni yıl yeni
umutlar demek, benim hep duam olan, sağlık huzur, mutluluk ve bereketten bizi
ayırma Allahım bu yılda da. Ailemizle sevdiklerimizle birlikte güzel günlerimiz
olsun, huzurumuz hiç eksilmesin. Herkes çok ama çok mutlu olsun!
Yüzümüzden gülümseme hiç eksilmesin.
25 Aralık 2014 Perşembe
Ben geldim.
Gerçekten çok ama çok yoğun bir aydı ama sonunda bitti yoğunluk. Dün itibariyle son dosyamı da mail attım ve bitti gitti. Tam bir ay boyunca minnak molalar dışında yerimden bile kalkamadım desem yeridir. Çok şükür bitti ve ben bir oh dedim. Şimdi biriken işlerimi toparlamaca, normal işlerime odaklanmaca. Hazır tüm Avrupa yeni yıl dolayısıyla kepenk kapatmışken ve hiç mail göndermiyorken ben de rahat rahat işlerimi hale yola sokarım. Şunun şurasında yeni yıla da bir şey kalmadı, herkes tatil havasında yeni yıl coşkusunda ama benim için farklı olan bir şey yok, takvimler değişiyor sadece.. Ha bi de doğum günüm yaklaşıyor. Gerçi otuzdan sonra bu iyi bişey mi kötü bişey mi bilemedim..
Zeynep oyun evine (yuva) devam ediyor, severek de gidiyor çünkü öğretmenini çok seviyor. Derlerdi hep okula başlanan ilk sene hastalıkla geçer diye biz de bunu yaşayınca tecrübe ettik. Üç ayda üç kez antibiotik kullanmak zorunda kaldık. Hele en son çok şiddetli bir boğaz enfeksiyonu geçirdi ateşi kırkın üstüne çıktı. İğne ile başlayıp antibiotik şurupla devam ettik. Her gece hastanelere taşındık iğneler için, Zeynep'in iğne korkusu da tuz biber.. Bağışıklığı güçlendirmek tek çare ama bizimki gibi inanılmaz yemek seçen ve iştahsız bir çocukla o da zor.. Hastalıklar tekrarlamaz umarım duam bu.
Öyle işte, senenin son ayı da böyle geçti, geçiyor. Bakalım 2015 bize neler getirecek..
Görüşmek üzre..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



