28 Ekim 2010 Perşembe

Hi hiii :)  Yarın tatil, düşüncesi bile sırıtmama yetiyor.
Yarınki planlarım arasında (Allah kısmet ederse inş.) öğlene kadar uyumak, sonra uyanıp kahvaltı yapmak ve sonra tekrar ve yine uyumak var :)

Yaşasın tatil :)

12 Ekim 2010 Salı

Epeydir haftasonu özetleri yazmıyordum blogcağızıma da gereken özeni gösteremediğimin de farkındayım bu aralar. Neyse silkelenelim, kendimize gelelim bakalım.
Haftasonundan başlarsak eğer Cumartesi uzunca bir dr ziyareti yaptık kontrol, tahlil derken hastaneden çıkmamız saat ikiyi buldu. Hazır dışarıdayken bi de Real turu yapalım dedik. Gezdik dolaştık ben kendime kısa günün karı babında bir bluz bi de spor papi aldım ardından yemeğimizi de yeyip evimize yollandık. Ertesi gün sınava girecek olan ben değilmişim gibi bi rahatlık bi bohem hayat :) Tabi eve gelince beni hafiften sınav stresi sarmaya başladı. Ne sınavı diyecek olursanız efem ben ingilişçe kursuna gidiyorum da gireceğimiz sınav da kur atlama sınavı. Son zamanlarda zaten kursa düzenli gidememiştim bilmediğim bir çok konu var ama ben çalışmak yerine gezmekle meşgulüm. Tam tembel işi. Eve gelince tüm ders materyallerini toplayıp koltuğuma konuşlandım evin beyini de uyardım tv açmak yok ses çıkarmak yok ders çalışıcam!. Benim bu motive halim toplasan ancak yarım saat tuttu, sonrası mayışan gözler, yorgun beden uyku çok daha cazip geldi, yemişim sınavını deyip battaniyemle bütünleşik uyku moduna geçtim.
Pazar sabah sınav 10'da olunca 8'de kalktım güzel bi kahvaltı hazırladım kendime hazırlandım yola koyuldum. Akşamki tembelliğin vicdan azabı sabah sardı beni, çalışmadım yaa ben diye diye gittim kursa. Ama kolay sorarlar herhal diyerek kendimi de avutuyorum bi yandan. Sınav kağıtları önümüze bi geldi, anaam çakıldık resmen, zordu epey normalde umursamam ama bu sınav sonucu şirketime de gidecek rezil olmak var yani işin ucunda. 2 saat sonunda kağıtları teslim ettik (6 sayfaydı). Kurstan arkadaşla kendimizi pizza hut'a attık. öğleden sonra da ders vardı gelmişken kalayım dedim yani kursta akşam ettim. Dönüşte de ablama uğradım sonra eve gelip biraz evi hale yola soktum. Bi haftasonuda böyle geçmiş gitmiş oldu.

**

İyi haber: Rezil olmamışım sınav sonucum 80. :)

**

Bugün işyerindeki bir işgüzara kızmakla kızmamak arasında gidip geliyorum. Fani şeyler bunlar deyip geçiştirmeye çalış diyor bir yanım, diğer yanımsa ona noluyor, haddini bildir demekten kendini alamıyor. hayrolsun inşallah.

**

Akşama kaç saat var?

7 Ekim 2010 Perşembe

Yağmurlu

Sabahtan beri yağmur yağıyor, rüzgarsa arada korku filmlerindeki gibi esiyor tam kış havası. Böyle havalarda hep evde olmak ve sıcak bir çay eşliğinde kitap okumak yada film izlemek istiyor canım. işyerinin canımdan bakıp bakıp bunlar geçiyor aklımdan.

30 Eylül 2010 Perşembe

Üşüyorum ben

Bir kırıklık bir halsizlik hasta oluyorum galiba. Olmayayım ama, çünkü bundan sadece ben etkilenmeyeceğim. Öğleden beri akşam olsa da eve gitsem modundayım dakika sayıyorum desem yeridir. Çıktım mutfağa bir mandalina yedim c vitamini babında, bi mandalinayla grip savmayı uman bu faniye gülmeyin.

21 Eylül 2010 Salı

Mis Karadenizim

Şu aralar durup durup aklıma köy geliyor. Şimdi ne kadar da güzeldir orası, yemyeşildir akşamları soba yakılacak kadar serindir, tatlı rüzgarlar eser. Odun ateşinde közlenen mısırın tadı burdakilerle kıyas bile olmaz. Bayramda gidecektik ama farklı durumlar ortaya çıkınca kısmet olmadı gitmek, biletlerimizi açığa aldık artık kısmet ne zamansa o zaman gideriz inşallah. (Ki normalde koci çok daha hevesliydi gitmek için benimse bi nevi işime gelmişti gitmemek ama ne olduysa bilmem şimdi de bi özlem bi özlem bendekide hayırdır inşallah.?!)  Hatta geçen akşam salataki bir salatalıktan başlayan muhabbet benim emekli olunca köye yerleşicem fikrimle kocayı dumura uğratarak son buldu. Bıktım artık doğal tekbirşey bile yiyememekten yaw, iki günde büzülüp çürüyen salatalıktan, dışı kıpkırmızı içi sapsarı odun gibi domatesten.  Hele bu yaz bana mı denk geldi bilmem ama kocca yaz boyunca ne kadar arayıp taradıysam da normal tatda bir domates bulamadım. Nedir bu yaa, gözünü hırs bürümüş üreticilerin kurbanı olmaktan bıktık yaw. Köye yerleşicem, bahçe yapıcam kendime, kendim ekip kendim biçicem diye diye kocanın da kafasını ütüledim bi güzel. O da şaşkın ama canına minnet gözlerle dinledi beni.
Hah bi de köy yemeklerine sardım bu ara, yok yok cidden hayra alamet değil ki normalde ben evde pişse burun kıvırırdım ama şimdi canım nasıl istiyor, misal bu akşam eve gidince mısır ekmeği yapıcam :) Geçen babaanneme gittiğimde hamsili patatesin yarısını yutup, kalanını da paket yapıp eve getirmiştim. Noluyo yaw, yaşlandıkça özüme mi dönüyorum ne? :)

15 Eylül 2010 Çarşamba

Bahar

Günler birbirini kovalıyor, eylül geldi yarılandı bile.
Sonbahar arkasından kış ve onunda arkası benim de baharım olur inşallah :)

8 Eylül 2010 Çarşamba

Ramazan Bayramımız Mübarek Olsun



Geldik Ramazan-ı Şerif'in sonuna.. Yarın Bayram..
Mevlam seneye de Ramazan'a sağlıkla kavuşmayı nasip etsin. Gönüllerimizden, evlerimizden Bayram coşkusu eksik olmasın inşallah.
Bugünü buruk geçiren aileler var, bunlardan biri Nehir'in ailesi. Bugün Cennete uğurlanıyor o küçük melek. Başından beri takip ettiğim tedavi sürecinin sonu böylesi nasipmiş. Mevlam o küçük Meleğin ailesine sabırlar versin inşallah.

**

Hepimizin ve tüm İslam aleminin Ramazan Bayramı mübarek olsun. İyi Bayramlar..