12 Nisan 2014 Cumartesi

İyi ki doğdun kuzucuğum

Bugün benim birtanecik kuzucuğumun doğumgünü. Üç yıl önce bugün kavuşmuştuk birbirimize. Seni ilk gördüğümde o kadar tatlı gelmiştin ki bana, miniciktin ufacıktın. Şimdilerde bana çat çat cevabını yapıştıran bir bireysin, seçimlerin, arkasında durduğun tercihlerin var. Bazen çok güldürüyorsun bizi bazen de sinirden çatlatıyorsun o keçi inadınlaJ. Ama bir sarılman, bir öpücüğün dünyaya bedel. Seni o kadar çok seviyorum ki minik kuşum kelimelerle anlatılmaz. İyi ki geldin, iyi ki bizim kızımızsın. Rabbime sonsuz şükürler olsun. Seni ve tüm çocukları Mevlam korusun, kimseyi evladıyla sınamasın inşallah. Hayat sana hep güzellikler getirsin güzel kızım, hep iyi insanlarla karşılaş, hep mutlu, sağlıklı ve huzurlu ol inşallah.
Hani diyorsun ya hep; “annemi çok seviyorum, babamı çok seviyorum, kendimi de çok seviyorum” diye, kendini hep sev kızım, kendinle barışık ol ki mutlu ve huzurlu olasın.
Yeni yaşın sana güzellikler getirsin canım kuzum, nice nice yıllara, sağlıkla, mutlulukla, huzurla, hep birlikte inşallah.
Canım benim.

21 Mart 2014 Cuma

Bi durun daa..

Gün geçmiyor ki yeni bir olay vuku bulmasın sayın seyirciler. 
Her gün bir macera her gün bir aksiyon. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki gündem sabah ayrı değişiyor akşam ayrı hatta gece de ayrı.
Son olayımız Twitter yasağı. Bu yüzyılda iletişim araçlarının, fikir beyan etme unsurlarının hangi mantıkla yasaklandığını anlayan varsa beri gelsin lütfen.  Geçmişte düşünce hürriyetinin mağduriyetini yaşayanlar bugün aynı mağduriyetleri başkalarına uygulamakta sakınca görmüyorlar. Saçmalığın dik alası.
 
Artık nasıl bir yasaksa ilk delenlerden biri de Reis-i Cumhur oluyor.
 
Komedi ülkesiyiz vesselam..

19 Şubat 2014 Çarşamba

Hüsran

Bugüne kadar onlarca kez internetten alışveriş yaptım. Çıkıp gezme imkanı olmayınca oturduğun yerden ihtiyaçlarını görmek büyük kolaylık bence. O kadar ki süpürgeme toz torbası bile almışımdır yani :)  Genelde alışverişlerimi isim yapmış güvenilir sitelerden yaparım, çok şükür bir sorunla da karşılaşmadım şu ana kadar.

Bir önceki yazımda Markafoni'den sipariş verdiğimi yazmıştım. İlk defa ciddi hayal kırıklığı yaşadım diyebilirim. Çok beğenerek sipariş verdiğim ve hatta alışverişimin sebebi sayılabilecek standlı kurabiyelik kırık geldi maalesef. Ayrıca bence koydukları görseller de yanıltıcı. Resimlerde diğer servisler orta boy gibi görünse de gelen ürünler minnacık diyebilirim.   Markafoni beni şaşırttın bu sefer. Otur, sıfır.

6 Şubat 2014 Perşembe

Ben geldim.

Ben niye bloğuma yazamıyorum artık. Hadi Aralık ayı çok yoğundu, nefes bile aldırmadı desem yeri ama peki Ocak geldi geçti Şubat’tan bile kaç gün gitti. Sanırım yazmayınca araya soğukluk giriyor. Neyse bu ataleti kıralım bakalım artık. 
Sessizce’nin cephesinde pek de değişen bir şey yok aslında. Evden işe işten eve bir rutin sözkonusu. İş dediğim gibi çok yoğundu geçen ay. Her sene sonundaki aynı yoğunluk. Çoğu akşam eve pert olmuş baş ağrılarına garkolmuş bir şekilde gittim. Artık gözlerimin çok yorulduğunu ve bozulduğunu hissediyorum. Zaten işte gözlük kullanıyordum ama evdeyken bile tv nin ışıkları gözlerimi yorar oldu. Ah yaşlandım ben galiba. Yaşlandım demişken 10 Ocak’ta bir yıl daha yaş aldım. Yıllar akıp gidiyor..
Zeynep hanım da büyüyor. Büyüdükçe karakteri şekilleniyor. Mesela çok ısrarcı, kurallarımı hep esnetmeye meyilli. Örneğin ben bitti dediğim halde hep bi tane daha izleyeyim (çizgi film), birazcık daha oynayayım (banyoda sularla) gibi argümanlarla karşıma çıkıyor. O yüzden karşısında çok kararlı durmak gerek, e böyle yapınca da hemen ağlamaya bağlıyor ama nasıl zorlama bir ağlama, gülesim geliyor bazen.
Bilmiyorum bu dönem çocuklarında yaygın mı ama şu sıralar evde hep rol değişikliği yapmak istiyor. Anne ben senin annen olayım mı bu akşam?  Yada oyuncak bebeklerinin annesi olduğunu iddia ediyor kazara kızım dediysek bittik, annesi diyecek mişiz. Anne işte olduğu için anneye duyulan özlemin bir yansıması mı acaba diye düşünmüyor da değilim.  Böyle haller içindeyiz işte..
Bu aralar ben de ev dekorasyonlarına, mutfak eşyalarına merak saldım. Anladım ki insan küçük de olsa değişiklikler istiyor. Henüz bir şey yaptığım yok ama küçük şeylerle kendimi mutlu etmeye çalışıyorum. Dün Markafoni’den alttaki cicileri kaptım. Bu tip küçük servisler lazımdı ne zamandır bana. Kırılmadan gelirler umarım. Bi de instagramda ne güzel sofralar görüyorum, millet iki kişilik sofra bile olsa bir özen bir itina. Acayip gaza geliyor insan. Bu bakalım uygulayabilecek miyim J
 
 
 
 
Görüşürüz yine, bi daha arayı bu kadar açmam umarım.

14 Ekim 2013 Pazartesi

İyi Bayramlar

Neredeyse bir ay olacakmış bloga yazı yazmayalı.
İşte yoğunluk evde yoğunluk derken fırsat olmuyor gerçekten. Düşünün herkeşler şu dokuz günlük bayram tatilindeyken biz yine ve yine çalışıyoruz. Birçokları Bayram tatilinde kendini biryerlere çoktan atmış olsa da ben bu sefer evde olmayı istedim. Farklı şehir dışı programlar çıkmadı değil ama gerçekten canım istemedi nedense. Otururuz evimizde güzel güzel inşallah sağlık olsun yeter ki..

Bu vesileyle büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperek hepimizin mübarek Kurban Bayramını kutlarım. Allah'a emanet olun. Sevgiler.

18 Eylül 2013 Çarşamba

Tatil yazısı _ 2013

Gelişimizin üzerinden bir ay geçmiş olsa da Ramazan Bayramı tatilimizden kısa bir özet geçeyim.

Bizim aile büyüklerimiz (benim ve eşimin) yaz aylarında (hatta bizimkiler bahar gelince gitmek için gün sayarlar) hep memlekette olurlar.  Dolayısıyla her ne kadar kışın bir arada olsak da  özleriz biz, keza onlarda torunlarını (evet artık çocukları olarak bizler ikinci sıralardayız). Ondan sebep Bayram tatilini ailelerimizle bir arada geçirmek istedik ve yola koyulduk. İlk golümüzü uçakta hep kucağımda oturup zinhar koltuğunda oturmayan Zeynep attı. Dönüşte de keza yine koltuğuna oturmadı ve biz boşu boşuna bilet parası vermiş olduk. Buraya da yazdığıma göre içime epey yer etmiş belli J

Tatil boyunca Zeynep her zamanki gibi kimseciklere gitmedi, asla kendini sevdirmedi, torun gelecek hevesiyle bekleyen dede-nenegillerin ellerini böğründe bıraktı J Ama çok da hakkını yemeyeyim geçen yıl olduğu kadar da huysuzluk yapmadı. Biraz benimkilerde biraz da eşimin tarafında kalıp hepi topu 10 gün olan tatili göz açıp kapayıncaya kadar bitirdik. Bir gün yaylaya çıktık, bir akşam da Uzungöl’e yemeğe gittik.






Heryerin ama heryerin yeşil olduğunu düşünün, yeşilin her tonu var.. Tam bir huzur ortamı, ses yok, araba gürültüsü yok, tamamen doğayla içiçe, havanın temizliğini söylemiyorum bile..



Normalde meyvesevmez birisi olarak benim bile bayıldığım, kayınvalidemin yaylada yetiştirdiği katkısız hormonsuz inanılmaz lezzetli çilekleri..

 Demiştim, heryer yeşil diye..


Daha bir sürü foto eklemiştim ama nedense hep yatay ekleniyor resimler, epey uğraştım ama düzeltemedim ve eklemekten vazgeçtim sonunda..Bilen varsa söylesin..

Resimlere bakınca tekrar gitmiş kadar oldum, iyi geldi şu iş saatinde..


2 Eylül 2013 Pazartesi

H&M ganimetleri

Tatil sonrası içine düştüğüm ruh halinden beni ne kurtarır diye düşündüm, tabi ki alışveriş :) Hazır sevgili Modaerator 'un duyurmuş olduğu H&M indirimi de varken kendimi alışverişlere vurayım dedim. Eltimgili de kendime yoldaş ederek kızçelerimizin sezonluk alışverişi yapalım dedik. (Bizim bebeler modayı takip eder, her sezon yeni gardrop düzerler : P) Anadolu yakasındaki tek H&M olma lütfu Brandium AVM'ye bahşedilmişken bizim de rotamız daha önce gitmediğimiz orası oldu. Netekim günlerden Pazar olmasına rağmen pek bir sakin, pek bir havadardı, sevdik. Çünküm artık kalabalık ve gürültüyü bünyem kaldırmıyor artık, evde bile tv'nin sesini azcık açmaya teşebbüs edenler benim hışmıma uğruyor, yaşlılık alametleri bunlar!

Ne diyordum, hıh alışveriş, adettir aldıklarımı koyuvereyim:




Hırkanın krem rengini aldım.


% 25 indirimin yanında uzun kollu üstlerde de 3 al 2 öde kampanyası vardı. Gayet hesaplı alışveriş oldu. Bu arada % 25'lik indirim 15 Eylül'e kadar devam edecek, ihtiyaç duyanlar bir bakıverin derim.

Böyleyken böyle işte..