11 Ağustos 2010 Çarşamba

HOŞGELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN

Hayırlarla, güzelliklerle, maneviyatla, ibadetle dolu dolu bir ay geçirmemiz dileğiyle...

10 Ağustos 2010 Salı

ruh halleri

Ben bir oğlak burcuyum. Oğlak burcları genellikle karamsardır. Bir konunun olumlu taraflarını değilde genelde olumsuzluklarını görürler çoğunlukla. Olur mu olmaz mı, olası olumsuzluklar, türlü ihtimaller vs. vs. döner durur kafamızın içinde.. Mantık ağır basar çoğunlukla ama duygusallık ta vardır derinlerde bir yerlerde. Bu insanı yoran birşey. Şahsen ben yoruldum artık. İnsan hep mi olumsuz düşünür yaa. Hiç mi bırakamaz kendini akışına? Hiç mi iyi şeyleri kendine hak görmez. Nedir bu? Ne zaman amaaaan deyip rahatlayacağım, gamsız olmak istiyorum biraz, geniş ruhlu olmak, herşeye takılmamak. Artık bu huyumu değiştirmek istiyorum farkettim ki ben böyle olumsuzluklara takılınca olumlu şeyleri de kaçırıyorum, günü kaybediyorum. Kendimden daraldım yaw..

6 Ağustos 2010 Cuma

Nerelerdeyim

Buralardayım, bu sessizliğin bir sebebi yok, sadece tembellik. Hafta başında 3 gün yıllık iznimden kullandım. Evde pinekledim. Hiiiiiç bişey yapmadım, sadece kitap okudum, tv izledim, arkadaşlarımla görüştüm. Evin hali duman ama kimin umrunda, zaten sıcaklardan pelte gibiyim, hiç bişey yapasın yok, yemek bile yapmıcam mecbur olmasam o derece.. Tembellik modumdayım :)  Neyse ki Ramazan geliyo, az kaldı o zaman ister istemez normal moda döniciiz :p
Yaz geldi geçiyor bi tatile gidemedik koca kişisi sağolsun ona uyan tarih bana uymadı, bana uyan ona.. kaldık öööle. Ama bayramda bi Karadeniz yapıcaz tatil kısmından saymıyorum bunu, böyükleri ziyaret babında olacak. sonrasında inşallah Ekim gibi biyerlere gideriz umarım.
Kurs devam ediyor, öncesinde çok istediğim şey gerçekleşince niye saldım bilmiyorum, itiraf ediyorum itekleyerek gidiyorum kursa hele de pazar günleri :p

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Bitmeyen sendrom

Yeni bir haftaya başladık. Sabah çok zor kalkan şu bünye gün bitmek üzere ve daha yeni yeni kendine gelmekte. Arada mütemadiyen esnemekte. Hayır dün kendime izin de verdim, gitmedim kursa falan, neyin yorgunluğu bu? (Yılların yorgunluğu :P)
öyle böyle geçiyor günler, bu akşam da Berat Kandili. Herkesin Berat Kandili mübarek olsun efenim.

23 Temmuz 2010 Cuma

geldik haftanın sonuna

Yarın kurs, sonrasında bir nikah.
***
Sıcak, nem, kalabalık, gürültü hepsi bir arada.
***
Yaşlanıyormuyum ne artık kafam hiç gürültü kaldırmıyor, biz küçükken fazla kudurduğumuz zaman babaannem "sükut durun" derdi. Şimdi ben de sokakta çığıran çocuklara, vır vır konuşan insanlara bağırasım geliyo aynı cümleyi.. Anlamazlar gerçi ama.. olsun..
***
İnsanlar kınadıkları şeyi yapmadan ölmezlermiş :)
***
Limango'dan bir örtü almıştım, bugün geldi. Rezalet. Bir kere resimdeki canlı renklerle alakası yok ve rutubet kokuyor ve bazı yerlerde sararmalar var. Yani böyle bir ürünü yollamak ne kadar etik? Gerçi Limango'nun bi kabahati yok aracı konumundalar ama sinir olmamak elde değil. Gerisin geriye yolladım..
***
Akşam iş çıkışı minik kuzumu ziyarete gideceğim, parmak kadar yeğenim parmağından ameliyat oldu. Ailede ameliyat serisi başladı, inşallah bu son olur, Rabbim beterinden korusun. (Amin)

15 Temmuz 2010 Perşembe

İş dünyasının çarkları arasında sıkışmış bir Sessizce

Üniversitede okurken arkadaşlarla en büyük idealimiz okulu bitirince ev hanımı olmaktı! Artık okul bizi ne kadar yorduysa evde oturup keyif yapmak çok cazip geliyordu o zamanlar. Diplomalarımızı mutfağımıza asacaktık, konu komşuyla günler yapacaktık.. Okul bitip de bir yıl boyunca evde olduğumda bunun o kadar da iyi bir fikir olmadığını anladım. O zamanlar deli gibi iş arıyordum, evde bir gün daha durmak istemiyordum. Nihayetinde bir iş bulup iş hayatına adam akıllı atıldım.
İş dünyası bir garip, esasında içinde insan faktörü olan herşey öngörülemez o yüzden garip. Çeşit çeşit insanlar, herbiri ayrı telden çalan karakterler, hırs küpü olan tipler vs. vs.. hele de çalışma ortamı stresli ve gerilimli ise tadından da yenmez.. Müdürün/patronun gözünde iyi bir imaj çizmek için sürekli öne atlayanlar mı ararsınız, pozisyonuyla insanlar üzerinde hakimiyet alanı kurmaya çalışan kraldan fazla kralcılar mı.. Her kurumda vardır bunlardan eminim. Ha bide "herşeyi ben bilirim ablalar" vardır onları atlamayayım, müdür/patrona çok yakın olduklarını sanırlar, laf aralarında minik anektodlarla bunu pompalarlar, ayh bana bi gün şöle dedi, ayh çok güldük vs vs laflarla size çemberin dışında olduğunuzu hissettirmeye çalışırlar.. Kendini bilen insan için bunların çok bir önemi yoktur zira durumun yapaylığına şahitsinizdir zaten.. İçinde olmak istemezsiniz bu basit oyunların.. Yolunuzda yürür gidersiniz.. Ama "herşeyde olduğu gibi bunda da bir -ama- var" günün 8-9 saatini geçirdiğiniz bir yerde bir tane, ilaçlık bir tane sağlam bir dost / arkadaş yoksa, mevcut arkadaşlıklar fayda üzerine kurulmuşsa yada mecburiyetten (etrafta hemcins azlığından) devam ediyorsa çok yorulursunuz.. Samimiyet yok, güven yok.. Şu an ben böyle bir haldeyim..
Ekürilerimi çook arıyorum çok :(

Ben aslında iş koşullarının kadınlar için daha iyileştirilmesi konusunda yazacaktım, konu nerelere geldi..
Pozitif ayrımcılık istiyorum kadınlar için.
Ben şöyle bir iş hayal ediyorum :) Sabah  mesainin 10:00'da başladığı, 16:30-17:00 gibi bittiği, haftasonlarının tabiki tatil olduğu, iş'in hayatımızı tamamen kaplamadığı bir iş. Okuyanlar gülecektir böle bir iş var mıdır diye.. Olsa ne güzel olur dimi hanımlar..  İnsani vakitlerde evden çıkıp eve dönebileceğiniz, çocuğunuza, hobilerinize, sevdiklerinize, kendinize bol bol vakit ayırabileceğiniz böle bir işiniz olsa güzel olmaz mıydı. Bi kuaföre gidebilmek için kırk ayarlama yapmadığınızı, dükkanların kapanma vakti stresi olmadan rahatça dolaşıp alışveriş yaptığınızı, hafta içi arkadaşlarınızla görüşebildiğinizi, doktora, devlet dairesine gidip işinizi halledebildiğinizi düşünün, hayali bile güzel dimi?
Hayal gibi görünüyor ama ben böyle bir işte çalışmıştım zamanında :)  Evet işe 10'da başlıyorduk akşam 5 gibi çıkıyorduk, ortam da süperdi, kimse kasmıyordu, öğlen aralarında o minicik mutfakta kısır partileri, börek partileri veriyorduk. Ki o zamanlar bekardık, zamanın bu kadar kıymetli birşey olduğunu henüz bilmiyorduk. Dahası evde de ekmek elden su gölden yaşayıp gidiyorduk. Kimsenin bizden bir beklentisi yoktu. Ama bu iş 5 aylık bir projeydi ve bitti.
Bir daha öyle bir ortam bulabileceğimi asla sanmıyorum ama bu hayal kurmama engel değil :)

8 Temmuz 2010 Perşembe

Mirac Kandili

Hepimizin Mirac Kandili mübarek olsun. Dualarınıza bu arkadaşınızı da dahil edin..