30 Temmuz 2015 Perşembe

Giden günler..

-Bayramda 4 günlük kısa bir tatil yaptık, tebdil-i mekanda ferahlık varmış.
-Kendimi irdeledim, çokça eleştirdim bu sürede. Kendime hiç iyi davranmadığımı farkettim.
-İlişkilerimi ve diyaloglarımı minimumda tutma kararı aldım ve uygulamaya başladım.  Yok öyle artık saf, iyi niyetli Sessizce.. Ne kadar köfte o kadar ekmek dedim..
-Babamız şehir dışına gitti 3 günlüğüne, kızçemle kızkıza takıldık. Bir akşam teyzemiz geldi bize, bir akşam da dayımıza biz gittik.
-Dayımızın bebeği gelecek çok yakında, odası hazırlanmış herşeyi tamam. Bu vesile ile Zeyno'nun bebeğe bakış açısını da az çok anladık. Yengesine mesafe koymuş, uzak duruyor, bebeğin beşiğinde yatmak istemeler falan filan...
-Uzun zaman sonra pazara gittim sebze alışverişi için, ne güzelmiş. Keşke bana yakın bir pazar olsaymış.
-Sıcaklar bu hafta çok yüksek, klimalar en yakın kankamız.
-Zeyno apartman önü çocuğu oldu, her akşam mahalle gençleriyle kapı önlerinde evcilik oynamalar, piknik yapmalar..
-Sıcaktan ne yemek yapmak ne de yemek yemek istiyorum. Benim bile iştahım kapandıysa durum ciddi. Yazarken aklıma geldi de bu "ne .. / ne .." kalıbı geçen Zeynoya bir şey anlatırken cümle içinde geçti. Anlamlandıramadı garibim önce, sonra anne bu şekilde söylemek ne demek dedi.
-Gün içinde Zeynoyla olağan telefon konuşmalarımız; ablayla takışınca (abla çizgi film izlemesine izin vermeyince) hemen şikayete koşma minvalinde gerçekleşiyor. Artık kendi telefonla arayabildiği için estiği an telefona sarılıyor, bildiğin ev telefonundan numaralara basa basa arıyor, kendi telefon rehberi var evlere şenlik, numara kime aitse yanına onun resmini yapmış.
-Memleketin hali çok üzücü, hergün yürek yakan şehit haberleri. Pişkin barış(!) savunucuları..

Aydınlık, huzurlu güzel günlerimiz olsun inşallah.
 

15 Temmuz 2015 Çarşamba

Mutlu Bayramlar!

Yarın küçücük mini minnacık bir tatile kaçacağımdan mütevellit şimdiden herkesin mübarek Ramazan Bayramını kutlarım. Hepimize mutlu sağlık huzurlu Bayramlar olsun inşallah.
Bol bol baklava yiyin, sarmaları hüpletin, şeker çikolata kutularının dibini gören siz olun emi :)





Sevgiyle, muhabbetle mutlu Bayramlar..

25 Haziran 2015 Perşembe

Yılsonu gösterisi, Ramazan

Yine ara vermişim, aslında yazacak çok şey birikti amma velakin vakitsizlik mi isteksizlik mi bilmem elim bir türlü yazmaya gitmedi..

Zeynocuğumun mezuniyetiyle(!) başlayayım o zaman :) Ekim ayında başladığımız kreşimizi Haziran ayı itibariyle tamamladık. Sene sonu gösterisi yaparak bizlere katettikleri mesafelerin ne kadar da büyük olduklarını kendileri de çok eğlenerek gösterdiler. Koroda çılgınlar gibi bağırarak şarkılar söylediler, dans ettiler, kostüm giyerek arı kelebek vs oldular. Benim için apayrı bir heyecandı kızımı sahnede görmek, bizden bağımsız bir şeyler yapabildiğini izlemek.. Benim çocuk yetiştirme mottom her ne yapıyorsa mutlu olduğu için yapması şeklinde. Şu ana kadar herhangi bir şey için zorlamadım (yemek yemek dışında!) gelecekte de bu değişmez umarım. Gösteri de de istemiyorsan katılmayabilirsin annecim dedim. Ama o katılmak istedi ve çok eğlendi. Zaten karakter olarak da ona istemediği birşeyi yaptırmak çok zordur. Bunu niye yazıyorum çünkü gösteride sahneden sürekli kaçan, ağlayıp annesine gitmek isteyen bir çocuk vardı. O sahneden inmek istedikçe annesi inatla onu sahneye geri koyuyordu. Çocuk da üzgün mutsuz ağlamaklı hiçbirşeye katılmayarak arkadaşlarının yanında hareketsizce duruyordu. Kendi adıma çocuğumu o durumda bırakmazdım düşününce, üzüldüm çocuğun haline..Ne var sanki, istemiyorsa çıkmayıversin ne olacak?

Karşılıklı resim çekiyoruz :)


Efendim bu arada Ramazan-ı Şerif'e de girmiş olduk ve hatta bir haftasını da devirdik. Rahmetiyle bereketiyle bu aya ulaştığımız için şükürler olsun. Ramazan demek iftar buluşmaları demek, misafir demek bir anlamda da. Geçtiğimiz Cumartesi büyük ablamdaydık maaile, Pazar günü eşimin tarafı ile dışarda iftarda buluştuk, Pazartesi günü ise şirket iftarımız vardı. Bu Cumartesi ise davet bende, menü düşünüp düşünüp duruyorum. Hem kolay hazırlansın hem de basit olmasın deyip habire listemi değiştiriyorum, daha karar vermedim. Tatlı belli ama; kadayıf :)

Şimdilik bu kadar olsun, görüşmek üzere yine.



5 Haziran 2015 Cuma

Haziran

Haziran yağmurla geldi, kaç gündür hava kapalı ve serin. Bugün de gök gürültülü yağmur var burada. ama bugün Cuma, ben haftasonunu gelmiş sayıyorum her ne kadar Cumartesi yarım gün çalışıyor olsam da..

Herkeslere mutlu haftasonları olsun.

:/

19 Mayıs 2015 Salı

Mayıs

Merhaba. Bugün 19 Mayıs, Gençlik ve Spor Bayramı. Gençliğe kutlu olsun. Ortaokulda ve lisedeyken yaptığımız bandolu yürüyüşler geldi aklıma, ne günlerdi, şimdilerde bu şekilde kutlanmıyor sanırım.. Çalışan kesim için ise bugünün anlamı tatil olması. Birçok insan haftasonuyla bağlayıp kısa tatillerini bile yapmıştır eminim. Ben mi? İlahi, ben tabi ki çalışıyorum bugün.  Her ne kadar bankalar, gümrükler ve bilimum kontakta olduğumuz yerler kapalı olsa da firma prensibi gereği işteyiz. Çalıştığım yeri, işimi seviyorum ama bu konudaki prensiplerini tasvip etmiyorum. Eşim ve çocuğum evdeyken benim işte olmam, sabah kızımın, anne neden hep babama tatil ama sana tatil olmuyor hiç demesi içimi acıttı.
Neyse, gelelim son haftalarda neler yaptık ettiklerimize..  Zeynep su çiçeğinin ardından bir de boğaz enfeksiyonu geçirdi, bu yıl sanırım 4. cü oldu bu, bademciklerinin büyük olması hastalığının ana kaynağı sonumuz sanırım ameliyat olacak. O iyileşiyorken ben hasta oldum, bu kışı gripsiz atlatıyorum derken grip oldum! Hala da tam geçmedi ama iyiyim. Bir de sanırım alerji çıktı bende, ne zaman açık havada vakit geçirsem göz yanması, burun kaşıntısı ve hapşırma yakamı bırakmıyor. Önce nezle sandım ama hep tekrarlayınca ailede de bu tip alerji annemde ve kardeşimde olunca bende de mi çıktı noluyoruz dedim. Netekim otuzumdan sonra alerji sahibi de oldum sanırsam.
Pazar günü ablam ve arkadaşımızla dışarda kahvaltı edip İstanbula bir tepesinden baktık. Açıkhavada olmak güzeldi ama İstanbul artık çok ama çok kalabalık. Herkeşler dışardaydı hava güzel olunca. Ama benim ruhum sakinlik istiyor artık, gürültüyü kalabalığı hiç kafam kaldırmıyor (yaşlı teyze mod on) Eve geldikten sonra biraz dinlendim sonra canım poğaça çekti kalkıp mutfağa girdim, güzel olacağını düşündüğüm bir tarif buldum instagramdan, nitekim yanıltmadı beni. Yanına bir de kek yaptım yeni aldığım kalıbı denemek için, ama dalgın ben kekin içine kabartma tozu koymayı unuttum iyi mi. Pişerken de gidip gelip bakıyorum ha kabardı ha kabaracak diye, neden sonra farkettim ben buna kabartma tozu koymadım diye, görüntüsü olmasa da tadı güzel oldu. Kek kalıbının performansını da göremedim ama :/
 
Zeynep bu sıralar çok agresif. Hiçbir zaman kolay bir çocuk olmadı ama son zamanlarda inadı iyice inat. Her ama her konuda ikna edilmesi gerek, herhangi bir konuda sonuna kadar direniyor. Hayır cevabını kabullenmiyor. Hep muhalefet J Kıyafet konusunda çok katı, kız anneleri çocuklarını istedikleri gibi giydirebiliyorken biz ASLA sevmediği bir kıyafeti giydiremeyiz. Dolabında alınıp da hiç giymediği o kadar kıyafeti varki artık ona sormadan kıyafet almıyorum ona. Hoş kendi beğenip alalım dediklerine de yüz vermiyor çoğu zaman. E bu da kriz çıkarıyor bizde evde ne giyerse giysin karışmıyoruz ama dışarı çıkarken olay çıkıyor. Onun seçtiklerini biz beğenmiyoruz bizim seçtiklerimizi o :/ Saçlar da ayrı bir sorun, toplatmak istemiyor hep salık olacakmış, sanki 4 yaşında değil de 14 yaşındaymış gibi haller J
Konuşur gibi yazıyorum bugün, bir nevi dertleşme gibi oldu bu sefer. Hep şükür çok şükür yine de. Rabbim sağlıktan ayırmasın, evlatlarımızı korusun. Amin. Hadi hoşçakalın.
 

 

7 Mayıs 2015 Perşembe

Su çiçeği

Başlıktan da anlaşılacağı üzere su çiçeği olduk biz. Bu hastalık en çok bahar aylarında görülürmüş, biz de nasibimizi aldık. Önceki pazartesi Zeynepin karnında ve boynunda bir kaç kızarıklıkla başladı sonra bacak, sırt ve kafasında artarak çıktı. İlk bir kaç gün kaşıntı yaptı ama sonra kremlerle geçti. şimdilerde kabuk bağlayıp dökülmeye başladı. Ben ve eşim bu hastalığı geçirip geçirmediğimizi hatırlamıyoruz, bize de geçerse vay halimize :/  Geçen hafta ve bu hafta okula göndermedim ama okul yöneticimiz artık gelebilir dediği için okuluna gitti bugün.
 
Bizden havadisler böyle şimdilik..

21 Nisan 2015 Salı

Boya badana

 
 
Cumartesi günkü postumda yazmıştım evde hummalı bir boya badana faaliyeti olduğundan. Nitekim eve gidince de aynen müşahade ettim ki ev ev olmanın çok uzağında. Keşke bir öncesi/sonrası fotosu çekeydim, öyle feci ve karışıktı ev :) Dün kapıların da boyanmasıyla boya işi tamamen bitmiş oldu ama ben de bittim. Boya temizliğinden ziyade kıştan çıkan evi adam etmek vakit aldı. Mutfak, dolaplar, çekmeceler, nasılsa boya yapıcam diye hep ötelediğim işler, Zeynebin zibilyon tane oyuncağının ayrılması, ayıklanması, atılacaklar tutulacaklar çotank diye bir bir karşıma çıktı. Temizliğe yardımcı bir bayan alma alışkanlığım da yok, bir kere denedim baktım ben ondan çok ezikleniyorum, sanki misafire iş yaptırıyormuşum gibi hissediyorum, olmadı yani, devam ettiremedim. Anacığımız sağolsun kodlarımıza işlemiş mübarek, her işimizi kendimiz göreceğiz.. Bir yandan çok yorucu ama diğer yandan da her işin benim elimden geçmesi daha çok içime sindi, biraz da takıntılıyım sanırım bu konuda.
 
İşin en zevkli kısmı ise atmak. Ciddiyim :) Poşet poşet malzeme attım, attıkça hem ev hem ben ferahladım. Atmaya kıyamadıklarımı verdim. Muftak dolabının üstünde ikamet eden boş kavanozlar, kullanmadığım plastik kaplar, bir gün lazım olur deyip de tuttuğum bilimum ıvır zıvır.. Hepsini hepsini attım. Eşimin küçük poşetlere koyup sağa sola tıktığı bilimum gereksiz teknolojik edevat, yıllardır kullanılmamış, lazım olduğundaysa nereye koyduğunu bile hatırlayamayacağı bir sürü bana göre "gereksiz", ona göre "çok lazım" malzemesini o görmeden attım :) Evet yaptım bunu :) Şöyle bir mantık yürüttüm 7 yıldır lazım olmayan şey muhtemelen yine lazım olmayacak :)  Zeynep'in oyuncaklarını ayırdım, bir büyük poşet okuluna gönderilmek üzere - doğuda bir köy anaokuluna göndermek üzere topluyorlar-. Hanım poşeti görünce bas bas bağırdı, benim oyuncaklarııııım diye. Halbuki hiç oynadığı yok onlarla, bazılarının da aynısından ayırdım kendisine, doktor seti, fincan tk vesaire. Onlar değil de ayırdıklarım kıymetli oldu. Bu sefer tekrar birlikte elden geçirdik. Sonunda onun da onayıyla verdik vereceklerimizi.
 
Bir tek gardrop kaldı elden geçmeyen, onu da geniş bir zamanda dökmek istiyorum.  gözüm fena karardı ordan da çok ayıracağım şeyler çıkacak eminim. Hem yer açılsın ki yenilerini alalım, kapitalizme katkıda bulunalım :)
 
Ağrıyan sırtım, şiş parmaklarım ve uykulu gözlerimle selam eder, esenlikler dilerim :)