21 Mayıs 2013 Salı

"Paya"


Zeyno hanımla ilgili bu anekdotu not düşmem lazım. Netice de bu da onun bir ilki.

Akşam mutfaktan bir çıktım ki baktım bizim hanım benim çantamı almış, içindekileri bir güzel yere dökmüş, ana hedefi olan cüzdanıma ulaşmış açmış içinden aldığı bozuklukları büyük bir mutlulukla elinde tutuyor bi de uzatmış bana gösteriyor, anne bak paya (para). Kızım napıyosun annenin çantası karıştırılmaz deyip topladım etrafı elindeki bozuk paraları da aldım yutar mutar diye, hanım ne dese beğenirsiniz “ Anne bana paya (para) ver.” Napıcaksın kızım parayı? “Cebime koycam”. Eyvah dedim bizim kız parayı çabuk keşfetti.  Bi de ısrar kıyamet.  Akşam vermedim ama bugün için beraber bakkala gideceğimizi söyledim. Bu akşamki görevimiz eve gidince ona para vereceğim, cebine koyacak, beraber bakkala gideceğiz ve kendi parasını ödeyerek kendine dodo (sürpriz yumurta) alacak. İyi mi ediyorum kötü mü ediyorum bilmiyorum, bildiğim para işlerine çok erken bulaştık biz bence..

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Durumlar..


Oyh ne haftaydı be. Öyle bir yoğunluğun içine düştüm ki sormayın a dostlar. İşyerinde görev değişikliğim oldu, ben artık 25 markanın ithalat sorumlusuyum. Hafta boyu çok nadir boş anım oldu. Ulen bu ne böyle ben ölürüm böyle giderse diye düşünmeye başlamıştım ki az da olsa işlerimi toparladım. Duruma da hakim olmaya başladım. Çok keskin bir değişik bu benim için. Rahattım ben halbuse önceki halimde. Ben benim kariyer derdim yok dedikçe işte önüm genişliyor hayırlısı bakalım.

Evde de durumlarımız orta şeker. Hafta boyu ben yorgunluktan bitik olduğum için ve de hava soğuk olduğu için Zeyno hanımla klasik akşam park sefalarımız olamadı. Hafta içi de babaannemizi dedemizin yanına uğurladık, aylardır ayrı düşmüşlerdi kavuşturduk. 2 yaş sendromlarından ne haber derseniz onlar olduğu gibi devam ediyor. Her şey güllük gülistanlık iken bir anda durum tersine dönebiliyor. Biri bu çocuğa her istediğinin çat diye olamayacağını öğretmeli. Bu biri ben oluyorum ama çuvallıyorum bu konuda. Hanım çözmüş bizi istediği olmadı mı anında sesinin son perdesinde ağlıyor (dediğimi yaptırırım ağlamaları) hatta inadına çığlık atıyor. Bırakayım kendi haline, kendi kendine sakinleşsin desem  ulen apartmanda yaşıyoruz etraf çocuğu dövüyoruz sanacak o derece ağlıyor.  Ha bu arada Zeyno hanım her ne kadar çok zor bir çocuk olsa da şu ana kadar totosuna dahi vurmuş değilim. Ha çok saçımı başımı yoldum orası ayrı..

Bizde durumlar böyleyken böyle.. Güzel bir haftasonu olsun inşallah. Yatalım, yuvarlanalım, keyfimizin kahyası ne derse onu yapalım bence..

1 Mayıs 2013 Çarşamba

1 Mayıs'ta çalışanlar..

Bunlardan birisi de benim..

Öyle bayram edeyim kutlayayım çıkıp halay çekeyim derdim yok amma evde olsam kızçemle, beycağızımla güzel bir gün geçirsem fena mı olurdu..



24 Nisan 2013 Çarşamba

Ondan bundan şundan, kurabiye tarifi vs.


İşte yine geldik bir haftanın daha ortasına. Hafta nasıl başlıyor nasıl bitiyor hiç anlamıyorum. Dün 23 nisan’dı, memleketimin %80’i tatil yaparken biz yine çalışıyorduk.  İşin en sinir kısmı da beycağızım tatil yaparken benim çalışıyor olmam. Hoş işe geldik de ne oldu, diğer tüm kurumlar, bankalar vs. vs. tatil olduğu için öyle aman aman bir şey de yapmadık. İş olsun işte..

Hafta sonu da zati misafirim vardı, hazır beycağızın anne babası buradayken bir aile toplantısı tertip edeyim dedim hayırlı gelin olarak ve eltimi ve kayınbiraderimi kahvaltıya davet ettim. İlave olarak ablam da şehir dışına çıkacağı için yeğenimi bana bırakınca 3 çocuk 6 yetişkin keyifli bir kahvaltı yaptık. Öğleden sonra da eşimin babaannesini ziyarete gittik gün bitti zaten ama akşam koronkunç bir baş ağrısı yaşadım ki sormayın. Zeyno’yu babasına satım iki seksen üç doksan yattım uzandım. 

Zeyno hanım da bu aralar zıvanadan çıkma hallerinde, her şey onun, evdeki süt kutusundan parktaki salıncağa kadar, hep bir çemkirme halinde. Her şeyi kendi yapacak, eğer yeri ve sırası değilde izin vermiyorsak bir cığırtı koparacak. Üst baş giydirirken hep kaçacak, yemek yedirmek zaten zor iş, türlü şaklabanlıklarla ikna edilip ağız açtırılacak, bir lokma yerse mutlu olunacak. Uykuya geçmek de zor bugünlerde, önceki gece  23:00’te yatırmaya başladım, 01:00’de uyudu. En son sinirimden ağladım. İki yaş sendromu dedikleri bu olsa gerek. Buna da şükür.

Ayıptır demesi Pazar sabahın köründe bir kurabiye yaptım çok güzel oldu, favori kurabiyelerim arasına girdi. Ben balık hafızalı olduğum için tarifi buraya yazayım da unutmayayım:

Üzümlü cevizli kurabiye

1 yumurta
200 gram tereyağı (margarin yerine tereyağı koyun, lezzet farkını görün)
1 su bardağı şeker
2 vanilya
1 kabartma tozu
1 su bardağı iri kırılmış ceviz
Yarım su bardağı kuru üzüm
Aldığı kadar un

Oda sıcaklığında yumşamış tereyağını şekerle karışrın yumurtayı ekleyin, üzerine un, vanilya, kabartma tozunu ekleyin yoğurun, hamur toparlanınca üzüm ve cevizi ekleyin. İri iri kopartıp yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin üzerine çatalla bastırıp biraz yassılaştırın. Fırına atın. Fırında daha da gevşeyip reklamlardaki cookie görünümünü alacak :P  afiyetlen yiyin.  iç malzemeleri değiştirip değişik kurabiyeler elde edebilirsiniz, misal incir + ceviz ikilisi de gayet şükela, yada sadece iri kırılmış çikolata. Hatta hamurun yarısına bir çeşit diğer yarısına da başka çeşit iç ekleyip aynı anda iki çeşit kurabiye de yapabilirsiniz.

Allahım napsam pastane mi açsam, ne marifetliyim ben yahu JJ  :P

19 Nisan 2013 Cuma

Gözlük


Yüzümde hiç alışık olmadığım bir ağırlık var. Evet Salı gününden beri ben artık gözlük kullanıyorum. Bilmem kaç yıllık eğitim hayatı artı üzerine 7 yıldır sürekli ekran başında olmanın bir getirisi bu. Gözlerim bozuldu. Sürekli başımın ağrıması, televizyondaki küçük yazıları okuyamamam ve en sonunda gelen otobüsün numarasını çok yakına gelene kadar görememem neticesinde bana doktor yolları göründü. Sonuç itibariyle sağ göz 0,75 sol göz 0,50 olarak gözlük reçete edildi. Artık dünyam daha aydınlık, renkler aha canlı, beyazlar daha beyaz :P

4 gündür takıyorum (sadece işyerinde, bilgisayar başında) ama hala alışamadım. Özellikle biriyle konuşurken dikkatim dağılıyor, gözlerimle beraber sanki, kulaklarım da bozuldu, karşımdakini anlayamıyorum J Gülmeyin valla aynen de bu durumdayım. En son müdürüm bir şeyler söylerken bana çat diye gözlüğü çıkardım valla anlayamıyorum böyle sizi diyerek J Alışacağım herhalde du bakalım. Ama baş ağrısı belirgin bir şekilde azaldı. Bi de şunu fark ettim gözlük daha bir ciddiyet katıyor insana, kişisel imaj açısından da faydalı. Benim gibi yaptığı iş ciddi olan ama yapı itibariyle hiç ciddi olamayan birisi için olumlu bir katkısı olacak sanırım. 


15 Nisan 2013 Pazartesi

2 yaş


Epeydir ayrı düştük blogcağızım. Biraz buralarda yoktum, biraz buralardayken yoğundum derken arayı açmışız. Yaz(a)madığım zamanın en büyük olayı ise tabiî ki kızçem Zeynebim Selinimin 2 yaşını 12 Nisan itibariyle doldurmasıydı. Kendi çapımızda düzenlediğimiz şenliklerle ve içimizde patlayan havai fişeklerle bu özel günümüzü tepe tepe kutladık. (içimizde patlayan havai fişek; ba ba baaa teşbihte son nokta :P)  Gerçi Zeyno hanım, pastanın üstündeki yanan mumları üfleyerek söndürme hadisesine pek bir anlam veremese de ben onun yerine itinayla üfledim. Başka bebeler mum üflemeye bayılırken bizim hanım “ne gereksiz iş” bakışı atarak bir an evvel bu seramoninin bitmesini bekledi. Öyle şenlik menlik dedim ama kendi çapımızda dayı teyze katılımıyla yaptığımız bir aktiviteydi. Dayının da doğum günüsü bir gün sonra olunca iki mum dikerek onu da aradan çıkarıverdik. 

Bu post da Zeynep’e özel bir post olsun madem. Kısa kısa notlarla halini ahvalini not düşelim buraya.

İki yaşını dolduran Zeyno hanım tam bir cilvenaz. O dudaklarını büze büze yaptığı nazlar edalar tam yemelik. O esnada başka bir şey yapıp ona bakmıyorsak hele “anne bak” “baba bak “diyerek dikkatleri kendi üzerine çekmeyi de biliyor sıpa.  Bir de yattığı yerde bacak bacak üstüne atıp öyle uzanıyor keyif ehli hanım.
Artık azcık da olsa kendi kendine oynayıp oyalanabiliyor. Çay setleri ve bebekler kurtarıcımız.
Oyun hamurlarında ise ille beraber oynamak lazım. Alıp geliyor anne ”amur yapalım” diyor.
Bu aya kadar televizyonla ilişkisi çok azdı. Bu ayla beraber Pepe’ler, Moni’ler, Maya’lar hayatımıza girdi. Yetmezmiş gibi ipadden de sürekli onları açmamızı istiyor. Bir de “amanin kedi” belamız var ki aman. Nette illüstrasyonla canlandırılan şarkı söyleyen bir kedi var. Yabancı şarkılardan tutun da yöresel ezgilerimize kadar bir çok şarkıyı söylüyor. Bizim kızın favorisi yerel ezgilerden yana. Tiridine bandım en en favori parçamız. Baba daha kapıdan girerken “baba amanin kedi aç” diyor.  (ben açmasını bilmiyorum diyerek yırttım, ehi).

Biraz da huyundan suyundan bahsedeyim. Kesinlikle tutturuk bir tip. İstediği şey hemen olmalı ona göre (bana göre değil tabi, sabrım varsa tane tane açıklıyorum neden olamayacağını, sabrım yoksa kestirip atıyorum o da sesinin son perdesinde ağlıyor).  Arada ağlamasına da müsaade etmek lazım bence. Bizim evde bebek bakımında ara ara kayınvalidemden destek aldığımız için o sağolsun Zeyno hanım ne istese yapmış tüm iyiniyetiyle, yeter ki ağlamasın mutsuz olmasın diye, bu şekilde büyüyen çocuklar sınır mınır öğrenmeden büyüyorlar, tutturuk olmasını da biraz buna bağlıyorum. O yüzden her istediğinin olamayacağını öğrenmesi için arada hayır dediğimde böyle krizler çıkabiliyor.
Her çocuk gibi park delisi. Dışarı çıkalım mı dediğimde yüzü anında aydınlanıyor.
Ne kadar sakınmaya çalışsam da çikolatayı öğrendi.  Hergün babasına sürpriz yumurta siparişi veriyor.
Yemek yememesi daha doğrusu çok yemek seçip sadece birkaç çeşit yemeği yemesi beni en çok zorlayan konu. İki yaşında hala 12,5 kilo. Boyu da en son iki ay oluyordur ölçüldüğü 93 cm idi. Kiloya takılmamayı çoktan öğrendim. Aslolan sağlıklı olması tabiî ki.
Uyku. Bilenler bilir doğduğundan beri  Zeyno hanımla uyku imtihanımız var (dı). İki yılın sonunda diyebiliyorum ki sonunda kesintisiz 5 -6 saat uyuyorlar!  (bin şükür, çok şükür). Bizim sorunumuz gece çok sık uyanmasıydı. Az zombi gibi gidip gelmedim işe. Bu sorunu yaşayanlara diyebilirim ki tünelin sonunda ışık var az sabredin (iki yıl kadar!) 
Daha bir dünya şey yazabilirim, sözkonusu insanın kendi bebesi olunca çenesinin ayarı kaçabiliyor.

Özetle yavrukuşum, güzel kızım iyiki geldin dünyamıza, hayatımızın ışığı oldun, seni çoook seviyoruz, iki yaşın kutlu mutlu olsun. Nice nice yıllara hep beraber sağlıkla, mutlulukla ulaşalım inşallah.