Uzun bir aradan sonra merhaba bloğum. Yazacak çok şey var da yazmak için isteğim yok. Bir aydan fazladır ülke gündemi bizlerin de ruh halini belirler oldu. Dört tarafı hainlerle çevrili olduğu gibi içinde de nice hainler barındırıyor güzel ülkem. Ve hainler kötülüklerine durmadan yeni kötülükler ekliyorlar. Dağda, sokakta, medyada, sosyal medyada.. Ne kadar çok düşmanı varmış ülkemin, ne kadar çok aşağı çekmeye çalışanı. İçte ve dışta ellerini ovuşturup ülkede iç savaş çıkmasını salyalarını akıtarak bekleyenler de çabası. Ama hepsi avuçlarını yalayacaklar Allahın izniyle.. Polisimiz, askerimiz, sağduyulu vatandaşlarımız buna izin vermeyecek. Güzel günler göreceğiz inşallah. Umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Bu uğurda gözlerini kırpmadan canlarını feda eden Şehitlerimizin ruhu şad olsun.
11 Eylül 2015 Cuma
30 Temmuz 2015 Perşembe
Giden günler..
-Bayramda 4 günlük kısa bir tatil yaptık, tebdil-i mekanda ferahlık varmış.
-Kendimi irdeledim, çokça eleştirdim bu sürede. Kendime hiç iyi davranmadığımı farkettim.
-İlişkilerimi ve diyaloglarımı minimumda tutma kararı aldım ve uygulamaya başladım. Yok öyle artık saf, iyi niyetli Sessizce.. Ne kadar köfte o kadar ekmek dedim..
-Babamız şehir dışına gitti 3 günlüğüne, kızçemle kızkıza takıldık. Bir akşam teyzemiz geldi bize, bir akşam da dayımıza biz gittik.
-Dayımızın bebeği gelecek çok yakında, odası hazırlanmış herşeyi tamam. Bu vesile ile Zeyno'nun bebeğe bakış açısını da az çok anladık. Yengesine mesafe koymuş, uzak duruyor, bebeğin beşiğinde yatmak istemeler falan filan...
-Uzun zaman sonra pazara gittim sebze alışverişi için, ne güzelmiş. Keşke bana yakın bir pazar olsaymış.
-Sıcaklar bu hafta çok yüksek, klimalar en yakın kankamız.
-Zeyno apartman önü çocuğu oldu, her akşam mahalle gençleriyle kapı önlerinde evcilik oynamalar, piknik yapmalar..
-Sıcaktan ne yemek yapmak ne de yemek yemek istiyorum. Benim bile iştahım kapandıysa durum ciddi. Yazarken aklıma geldi de bu "ne .. / ne .." kalıbı geçen Zeynoya bir şey anlatırken cümle içinde geçti. Anlamlandıramadı garibim önce, sonra anne bu şekilde söylemek ne demek dedi.
-Gün içinde Zeynoyla olağan telefon konuşmalarımız; ablayla takışınca (abla çizgi film izlemesine izin vermeyince) hemen şikayete koşma minvalinde gerçekleşiyor. Artık kendi telefonla arayabildiği için estiği an telefona sarılıyor, bildiğin ev telefonundan numaralara basa basa arıyor, kendi telefon rehberi var evlere şenlik, numara kime aitse yanına onun resmini yapmış.
-Memleketin hali çok üzücü, hergün yürek yakan şehit haberleri. Pişkin barış(!) savunucuları..
-Kendimi irdeledim, çokça eleştirdim bu sürede. Kendime hiç iyi davranmadığımı farkettim.
-İlişkilerimi ve diyaloglarımı minimumda tutma kararı aldım ve uygulamaya başladım. Yok öyle artık saf, iyi niyetli Sessizce.. Ne kadar köfte o kadar ekmek dedim..
-Babamız şehir dışına gitti 3 günlüğüne, kızçemle kızkıza takıldık. Bir akşam teyzemiz geldi bize, bir akşam da dayımıza biz gittik.
-Dayımızın bebeği gelecek çok yakında, odası hazırlanmış herşeyi tamam. Bu vesile ile Zeyno'nun bebeğe bakış açısını da az çok anladık. Yengesine mesafe koymuş, uzak duruyor, bebeğin beşiğinde yatmak istemeler falan filan...
-Uzun zaman sonra pazara gittim sebze alışverişi için, ne güzelmiş. Keşke bana yakın bir pazar olsaymış.
-Sıcaklar bu hafta çok yüksek, klimalar en yakın kankamız.
-Zeyno apartman önü çocuğu oldu, her akşam mahalle gençleriyle kapı önlerinde evcilik oynamalar, piknik yapmalar..
-Sıcaktan ne yemek yapmak ne de yemek yemek istiyorum. Benim bile iştahım kapandıysa durum ciddi. Yazarken aklıma geldi de bu "ne .. / ne .." kalıbı geçen Zeynoya bir şey anlatırken cümle içinde geçti. Anlamlandıramadı garibim önce, sonra anne bu şekilde söylemek ne demek dedi.
-Gün içinde Zeynoyla olağan telefon konuşmalarımız; ablayla takışınca (abla çizgi film izlemesine izin vermeyince) hemen şikayete koşma minvalinde gerçekleşiyor. Artık kendi telefonla arayabildiği için estiği an telefona sarılıyor, bildiğin ev telefonundan numaralara basa basa arıyor, kendi telefon rehberi var evlere şenlik, numara kime aitse yanına onun resmini yapmış.
-Memleketin hali çok üzücü, hergün yürek yakan şehit haberleri. Pişkin barış(!) savunucuları..
Aydınlık, huzurlu güzel günlerimiz olsun inşallah.
15 Temmuz 2015 Çarşamba
Mutlu Bayramlar!
Yarın küçücük mini minnacık bir tatile kaçacağımdan mütevellit şimdiden herkesin mübarek Ramazan Bayramını kutlarım. Hepimize mutlu sağlık huzurlu Bayramlar olsun inşallah.
Bol bol baklava yiyin, sarmaları hüpletin, şeker çikolata kutularının dibini gören siz olun emi :)
Sevgiyle, muhabbetle mutlu Bayramlar..
Bol bol baklava yiyin, sarmaları hüpletin, şeker çikolata kutularının dibini gören siz olun emi :)
Sevgiyle, muhabbetle mutlu Bayramlar..
25 Haziran 2015 Perşembe
Yılsonu gösterisi, Ramazan
Yine ara vermişim, aslında yazacak çok şey birikti amma velakin vakitsizlik mi isteksizlik mi bilmem elim bir türlü yazmaya gitmedi..
Zeynocuğumun mezuniyetiyle(!) başlayayım o zaman :) Ekim ayında başladığımız kreşimizi Haziran ayı itibariyle tamamladık. Sene sonu gösterisi yaparak bizlere katettikleri mesafelerin ne kadar da büyük olduklarını kendileri de çok eğlenerek gösterdiler. Koroda çılgınlar gibi bağırarak şarkılar söylediler, dans ettiler, kostüm giyerek arı kelebek vs oldular. Benim için apayrı bir heyecandı kızımı sahnede görmek, bizden bağımsız bir şeyler yapabildiğini izlemek.. Benim çocuk yetiştirme mottom her ne yapıyorsa mutlu olduğu için yapması şeklinde. Şu ana kadar herhangi bir şey için zorlamadım (yemek yemek dışında!) gelecekte de bu değişmez umarım. Gösteri de de istemiyorsan katılmayabilirsin annecim dedim. Ama o katılmak istedi ve çok eğlendi. Zaten karakter olarak da ona istemediği birşeyi yaptırmak çok zordur. Bunu niye yazıyorum çünkü gösteride sahneden sürekli kaçan, ağlayıp annesine gitmek isteyen bir çocuk vardı. O sahneden inmek istedikçe annesi inatla onu sahneye geri koyuyordu. Çocuk da üzgün mutsuz ağlamaklı hiçbirşeye katılmayarak arkadaşlarının yanında hareketsizce duruyordu. Kendi adıma çocuğumu o durumda bırakmazdım düşününce, üzüldüm çocuğun haline..Ne var sanki, istemiyorsa çıkmayıversin ne olacak?
Efendim bu arada Ramazan-ı Şerif'e de girmiş olduk ve hatta bir haftasını da devirdik. Rahmetiyle bereketiyle bu aya ulaştığımız için şükürler olsun. Ramazan demek iftar buluşmaları demek, misafir demek bir anlamda da. Geçtiğimiz Cumartesi büyük ablamdaydık maaile, Pazar günü eşimin tarafı ile dışarda iftarda buluştuk, Pazartesi günü ise şirket iftarımız vardı. Bu Cumartesi ise davet bende, menü düşünüp düşünüp duruyorum. Hem kolay hazırlansın hem de basit olmasın deyip habire listemi değiştiriyorum, daha karar vermedim. Tatlı belli ama; kadayıf :)
Şimdilik bu kadar olsun, görüşmek üzere yine.
Zeynocuğumun mezuniyetiyle(!) başlayayım o zaman :) Ekim ayında başladığımız kreşimizi Haziran ayı itibariyle tamamladık. Sene sonu gösterisi yaparak bizlere katettikleri mesafelerin ne kadar da büyük olduklarını kendileri de çok eğlenerek gösterdiler. Koroda çılgınlar gibi bağırarak şarkılar söylediler, dans ettiler, kostüm giyerek arı kelebek vs oldular. Benim için apayrı bir heyecandı kızımı sahnede görmek, bizden bağımsız bir şeyler yapabildiğini izlemek.. Benim çocuk yetiştirme mottom her ne yapıyorsa mutlu olduğu için yapması şeklinde. Şu ana kadar herhangi bir şey için zorlamadım (yemek yemek dışında!) gelecekte de bu değişmez umarım. Gösteri de de istemiyorsan katılmayabilirsin annecim dedim. Ama o katılmak istedi ve çok eğlendi. Zaten karakter olarak da ona istemediği birşeyi yaptırmak çok zordur. Bunu niye yazıyorum çünkü gösteride sahneden sürekli kaçan, ağlayıp annesine gitmek isteyen bir çocuk vardı. O sahneden inmek istedikçe annesi inatla onu sahneye geri koyuyordu. Çocuk da üzgün mutsuz ağlamaklı hiçbirşeye katılmayarak arkadaşlarının yanında hareketsizce duruyordu. Kendi adıma çocuğumu o durumda bırakmazdım düşününce, üzüldüm çocuğun haline..Ne var sanki, istemiyorsa çıkmayıversin ne olacak?
Karşılıklı resim çekiyoruz :)
Efendim bu arada Ramazan-ı Şerif'e de girmiş olduk ve hatta bir haftasını da devirdik. Rahmetiyle bereketiyle bu aya ulaştığımız için şükürler olsun. Ramazan demek iftar buluşmaları demek, misafir demek bir anlamda da. Geçtiğimiz Cumartesi büyük ablamdaydık maaile, Pazar günü eşimin tarafı ile dışarda iftarda buluştuk, Pazartesi günü ise şirket iftarımız vardı. Bu Cumartesi ise davet bende, menü düşünüp düşünüp duruyorum. Hem kolay hazırlansın hem de basit olmasın deyip habire listemi değiştiriyorum, daha karar vermedim. Tatlı belli ama; kadayıf :)
Şimdilik bu kadar olsun, görüşmek üzere yine.
5 Haziran 2015 Cuma
19 Mayıs 2015 Salı
Mayıs
Merhaba. Bugün 19 Mayıs, Gençlik ve Spor Bayramı. Gençliğe
kutlu olsun. Ortaokulda ve lisedeyken yaptığımız bandolu yürüyüşler geldi
aklıma, ne günlerdi, şimdilerde bu şekilde kutlanmıyor sanırım.. Çalışan kesim
için ise bugünün anlamı tatil olması. Birçok insan haftasonuyla bağlayıp kısa
tatillerini bile yapmıştır eminim. Ben mi? İlahi, ben tabi ki çalışıyorum
bugün. Her ne kadar bankalar, gümrükler
ve bilimum kontakta olduğumuz yerler kapalı olsa da firma prensibi gereği
işteyiz. Çalıştığım yeri, işimi seviyorum ama bu konudaki prensiplerini tasvip
etmiyorum. Eşim ve çocuğum evdeyken benim işte olmam, sabah kızımın, anne neden
hep babama tatil ama sana tatil olmuyor hiç demesi içimi acıttı.
Neyse, gelelim son haftalarda neler yaptık
ettiklerimize.. Zeynep su çiçeğinin
ardından bir de boğaz enfeksiyonu geçirdi, bu yıl sanırım 4. cü oldu bu,
bademciklerinin büyük olması hastalığının ana kaynağı sonumuz sanırım ameliyat
olacak. O iyileşiyorken ben hasta oldum, bu kışı gripsiz atlatıyorum derken
grip oldum! Hala da tam geçmedi ama iyiyim. Bir de sanırım alerji çıktı bende,
ne zaman açık havada vakit geçirsem göz yanması, burun kaşıntısı ve hapşırma yakamı
bırakmıyor. Önce nezle sandım ama hep tekrarlayınca ailede de bu tip alerji
annemde ve kardeşimde olunca bende de mi çıktı noluyoruz dedim. Netekim otuzumdan
sonra alerji sahibi de oldum sanırsam.
Pazar günü ablam ve arkadaşımızla dışarda kahvaltı edip İstanbula
bir tepesinden baktık. Açıkhavada olmak güzeldi ama İstanbul artık çok ama çok
kalabalık. Herkeşler dışardaydı hava güzel olunca. Ama benim ruhum sakinlik
istiyor artık, gürültüyü kalabalığı hiç kafam kaldırmıyor (yaşlı teyze mod on) Eve
geldikten sonra biraz dinlendim sonra canım poğaça çekti kalkıp mutfağa girdim,
güzel olacağını düşündüğüm bir tarif buldum instagramdan, nitekim yanıltmadı
beni. Yanına bir de kek yaptım yeni aldığım kalıbı denemek için, ama dalgın ben
kekin içine kabartma tozu koymayı unuttum iyi mi. Pişerken de gidip gelip
bakıyorum ha kabardı ha kabaracak diye, neden sonra farkettim ben buna kabartma
tozu koymadım diye, görüntüsü olmasa da tadı güzel oldu. Kek kalıbının
performansını da göremedim ama :/
Zeynep bu sıralar çok agresif. Hiçbir zaman kolay bir çocuk
olmadı ama son zamanlarda inadı iyice inat. Her ama her konuda ikna edilmesi
gerek, herhangi bir konuda sonuna kadar direniyor. Hayır cevabını
kabullenmiyor. Hep muhalefet J
Kıyafet konusunda çok katı, kız anneleri çocuklarını istedikleri gibi
giydirebiliyorken biz ASLA sevmediği bir kıyafeti giydiremeyiz. Dolabında alınıp
da hiç giymediği o kadar kıyafeti varki artık ona sormadan kıyafet almıyorum
ona. Hoş kendi beğenip alalım dediklerine de yüz vermiyor çoğu zaman. E bu da
kriz çıkarıyor bizde evde ne giyerse giysin karışmıyoruz ama dışarı çıkarken
olay çıkıyor. Onun seçtiklerini biz beğenmiyoruz bizim seçtiklerimizi o :/ Saçlar
da ayrı bir sorun, toplatmak istemiyor hep salık olacakmış, sanki 4 yaşında
değil de 14 yaşındaymış gibi haller J
Konuşur gibi yazıyorum bugün, bir nevi dertleşme gibi oldu
bu sefer. Hep şükür çok şükür yine de. Rabbim sağlıktan ayırmasın,
evlatlarımızı korusun. Amin. Hadi hoşçakalın.
7 Mayıs 2015 Perşembe
Su çiçeği
Başlıktan da anlaşılacağı üzere su çiçeği olduk biz. Bu hastalık en çok bahar aylarında görülürmüş, biz de nasibimizi aldık. Önceki pazartesi Zeynepin karnında ve boynunda bir kaç kızarıklıkla başladı sonra bacak, sırt ve kafasında artarak çıktı. İlk bir kaç gün kaşıntı yaptı ama sonra kremlerle geçti. şimdilerde kabuk bağlayıp dökülmeye başladı. Ben ve eşim bu hastalığı geçirip geçirmediğimizi hatırlamıyoruz, bize de geçerse vay halimize :/ Geçen hafta ve bu hafta okula göndermedim ama okul yöneticimiz artık gelebilir dediği için okuluna gitti bugün.
Bizden havadisler böyle şimdilik..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
