22 Haziran 2013 Cumartesi

Haftasonuu

Geldik bir haftanın daha sonuna, yaşasııın. Dışarda tatlı tatlı esen bir rüzgar, oh sabah da misler gibi yürüyüşümü yapmışım temiz havada, kendime geldim yeminle. Günün geri kalanında koşa koşa eve gitmece, ev işleri + yemek vs yapmaca olsa da I love Cumartesi. 

Haftasonu postuna geçen hafta Zeynoşa aldığım cicileri de ekleyeyim; Gerçi ona aldıklarımı şimdiden beğenmiyor hanımefendi, aldıklarımı ona gösterirken resmen "bu güzel, bu güzel diil" diye ayırıyor ve beğenmediklerini de giymemek için diretiyor. Geçen buna şahit olan erkek kardeşim halime acıdı valla. Alışverişler Limango'dan..













13 Haziran 2013 Perşembe

Kısa izin

Yazamayışımın nedeni bir çok blogger gibi "direniş" te falan olmam değil. 

Yıllık iznimden bir kuple kullandım bu hafta başında. Haftasonu da dahil olunca kızımla çoğunlukla evde geçen başbaşa bir 5 gün geçirdim. İhtiyacım vardı böyle bir es vermeye. Ne yaptın ne ettin derseniz bir gün pazara gittim bir gün de doktor işleriyle uğraştım, bol bol kızçemle oynadım, biraz kitap okudum, yattım yayıldım, koşturmadan sakin sakin yemekler yaptım, ev işi yapacağım diye hiç kasmadım, içimden geldiyse yaptım gelmediyse boşverdim. Bugün de tilki misali dönüp dolaşıp kürkçü dükkanına geldim. Outlookta tam 278 mail beni karşıladı, hepsini tek tek okuyup bir çoğunu yanıtladım. Sonra özlediğim blogları okudum. Evdeyken nete çok az girdim, hele facebooku açmayı bir kez denedim, saçmalıklarla dolu yazıları görünce açmak bir daha içimden gelmedi.

Ülke gündemine gelecek olursak artık bu konu benim içimi şişiriyor. Gelinen bu noktayı amacından çoktaaaan sapmış, aşmış artık neye kime hizmet ettiği belli olmayan, ülkenin başına çorap örülmeye başlanan bir hadise olarak görüyorum. Başlangıçta hepimizin masumca destek verdiği bu insanların amacının artık ağaç, çevre duyarlılığı değil de düpedüz darbe girişimi olduğunu görüyorum. Allah sonunu hayır etsin. Hele bugün okuduğum altı aylık bir bebekle başörtülü annesine yapılan muamele  haberi yüreğimi cız ettirdi. Allah ıslah etsin, tez vakitte sonlansın. kimin ne derdi varsa demokratik yapının gereği derdini sandıkta çözümlesin. 

Kısa bir ses edip gene biriken işlerime döneyim şimdi..

3 Haziran 2013 Pazartesi

Sağduyu nerdesin?

Sosyolog değilim, siyasetle ilgim sıradan bir vatandaş kadardır. Bugünkü geldiğimiz nokta çok üzücü. Ağaçları koruma diye başlayan protesto –ki halis duygularla başladığına inanıyorum-  giderek boyut değiştirerek iktidar karşıtı eylemlere dönüştü. Millet içinde biriktirdiklerini bu fırsatla açığa çıkardı.  Protesto etmek demokrasi içinde temel bir haktır. Kimsenin bu olguya diyeceği bir şey olamaz. Ama artık yapılanlar “protesto”nun çok dışına çıktı. Adını artık “Direniş” koydular. Sadece bu bile bize ne çok şey söylüyor. Ve gelinen bu nokta beni artık çok endişelendiriyor.  Bu kavramlar basit kavramlar değil. Yakın tarihte çevre ülkelerde uzaktan bakarak izlediklerimiz, yarın bizim de gerçeğimiz olabilir(Allah korusun) .  

Çok kolay bir şekilde bunun önüne geçilebilecekken, basit sağduyulu bir açıklamayla geri adım atılabilecekken (parkın ömrüne park olarak devam edeceği) bu durum önlenebilecekken bunu yapmayan yönetim, aksine tam tersi açıklamalarla ortamı daha da karıştırarak buna çanak tutmuştur. Dilerim tez vakitte bu yanlışlardan dönülür.

Buradan –sade vatandaş penceresinden- bakınca durum böyle görünüyor…  

1 Haziran 2013 Cumartesi

GEZİ PARKI



Hiç gitmedim, ağaçlarının gölgesi altında hiç oturmadım. 

Kaç gündür basında, nette gördüklerim okuduklarım ise içimi cız ettiriyor. İnsanların büyük özveriyle ağaçlar kesilmesin diye, kalan azıcık yeşil alan betona dönüşmesin diye gösterdikleri çabayı, direnci okudukça gözlerim yaşarıyor. Hele yurdun dört bir yanında yapılan destek protestoları, sosyal medya sayesinde dünyanın çeşitli yerlerinden verilen destek mesajlarını büyük bir mutlulukla izliyorum. Polisin adeta düşmana karşı savaşıyormuşçasına yaptığı müdahaleleri ise anlamakta zorlanıyorum, kınıyorum. Oysa bu insanlar orada sadece yeşili korumak için bulunuyorlar.  

Yazık ülkeme, çok yazık..

21 Mayıs 2013 Salı

"Paya"


Zeyno hanımla ilgili bu anekdotu not düşmem lazım. Netice de bu da onun bir ilki.

Akşam mutfaktan bir çıktım ki baktım bizim hanım benim çantamı almış, içindekileri bir güzel yere dökmüş, ana hedefi olan cüzdanıma ulaşmış açmış içinden aldığı bozuklukları büyük bir mutlulukla elinde tutuyor bi de uzatmış bana gösteriyor, anne bak paya (para). Kızım napıyosun annenin çantası karıştırılmaz deyip topladım etrafı elindeki bozuk paraları da aldım yutar mutar diye, hanım ne dese beğenirsiniz “ Anne bana paya (para) ver.” Napıcaksın kızım parayı? “Cebime koycam”. Eyvah dedim bizim kız parayı çabuk keşfetti.  Bi de ısrar kıyamet.  Akşam vermedim ama bugün için beraber bakkala gideceğimizi söyledim. Bu akşamki görevimiz eve gidince ona para vereceğim, cebine koyacak, beraber bakkala gideceğiz ve kendi parasını ödeyerek kendine dodo (sürpriz yumurta) alacak. İyi mi ediyorum kötü mü ediyorum bilmiyorum, bildiğim para işlerine çok erken bulaştık biz bence..

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Durumlar..


Oyh ne haftaydı be. Öyle bir yoğunluğun içine düştüm ki sormayın a dostlar. İşyerinde görev değişikliğim oldu, ben artık 25 markanın ithalat sorumlusuyum. Hafta boyu çok nadir boş anım oldu. Ulen bu ne böyle ben ölürüm böyle giderse diye düşünmeye başlamıştım ki az da olsa işlerimi toparladım. Duruma da hakim olmaya başladım. Çok keskin bir değişik bu benim için. Rahattım ben halbuse önceki halimde. Ben benim kariyer derdim yok dedikçe işte önüm genişliyor hayırlısı bakalım.

Evde de durumlarımız orta şeker. Hafta boyu ben yorgunluktan bitik olduğum için ve de hava soğuk olduğu için Zeyno hanımla klasik akşam park sefalarımız olamadı. Hafta içi de babaannemizi dedemizin yanına uğurladık, aylardır ayrı düşmüşlerdi kavuşturduk. 2 yaş sendromlarından ne haber derseniz onlar olduğu gibi devam ediyor. Her şey güllük gülistanlık iken bir anda durum tersine dönebiliyor. Biri bu çocuğa her istediğinin çat diye olamayacağını öğretmeli. Bu biri ben oluyorum ama çuvallıyorum bu konuda. Hanım çözmüş bizi istediği olmadı mı anında sesinin son perdesinde ağlıyor (dediğimi yaptırırım ağlamaları) hatta inadına çığlık atıyor. Bırakayım kendi haline, kendi kendine sakinleşsin desem  ulen apartmanda yaşıyoruz etraf çocuğu dövüyoruz sanacak o derece ağlıyor.  Ha bu arada Zeyno hanım her ne kadar çok zor bir çocuk olsa da şu ana kadar totosuna dahi vurmuş değilim. Ha çok saçımı başımı yoldum orası ayrı..

Bizde durumlar böyleyken böyle.. Güzel bir haftasonu olsun inşallah. Yatalım, yuvarlanalım, keyfimizin kahyası ne derse onu yapalım bence..

1 Mayıs 2013 Çarşamba

1 Mayıs'ta çalışanlar..

Bunlardan birisi de benim..

Öyle bayram edeyim kutlayayım çıkıp halay çekeyim derdim yok amma evde olsam kızçemle, beycağızımla güzel bir gün geçirsem fena mı olurdu..