Oyh ne haftaydı be. Öyle bir yoğunluğun içine düştüm ki
sormayın a dostlar. İşyerinde görev değişikliğim oldu, ben artık 25 markanın
ithalat sorumlusuyum. Hafta boyu çok nadir boş anım oldu. Ulen bu ne böyle ben
ölürüm böyle giderse diye düşünmeye başlamıştım ki az da olsa işlerimi
toparladım. Duruma da hakim olmaya başladım. Çok keskin bir değişik bu benim
için. Rahattım ben halbuse önceki halimde. Ben benim kariyer derdim yok dedikçe
işte önüm genişliyor hayırlısı bakalım.
Evde de durumlarımız orta şeker. Hafta boyu ben yorgunluktan
bitik olduğum için ve de hava soğuk olduğu için Zeyno hanımla klasik akşam park
sefalarımız olamadı. Hafta içi de babaannemizi dedemizin yanına uğurladık,
aylardır ayrı düşmüşlerdi kavuşturduk. 2 yaş sendromlarından ne haber derseniz
onlar olduğu gibi devam ediyor. Her şey güllük gülistanlık iken bir anda durum
tersine dönebiliyor. Biri bu çocuğa her istediğinin çat diye olamayacağını
öğretmeli. Bu biri ben oluyorum ama çuvallıyorum bu konuda. Hanım çözmüş bizi
istediği olmadı mı anında sesinin son perdesinde ağlıyor (dediğimi yaptırırım
ağlamaları) hatta inadına çığlık atıyor. Bırakayım kendi haline, kendi kendine
sakinleşsin desem ulen apartmanda
yaşıyoruz etraf çocuğu dövüyoruz sanacak o derece ağlıyor. Ha bu arada Zeyno hanım her ne kadar çok zor bir çocuk olsa da şu ana kadar
totosuna dahi vurmuş değilim. Ha çok saçımı başımı yoldum orası ayrı..
Bizde durumlar böyleyken böyle.. Güzel bir haftasonu olsun
inşallah. Yatalım, yuvarlanalım, keyfimizin kahyası ne derse onu yapalım
bence..

